ÜÇ
Özgür İrade'nin "Yaşadığımız Dünya"dan "Yaşadığımız Evren"e geçişi, herhangi bir rastlantının değerlendirilmesiyle gerçekleşebilir. Bu Rastlantı ister Acı ile kaplanmış olsun, ister sistemin yanılsama yarattığı bir alt sistemine yabancılaşılmış olsun, Seçim her zaman için karşımıza çıkacaktır. Böyle bir seçim, şu an benim için de sözkonusu Sahip ve sanırım senin için de. Rastlantıların takibiyle birlikte, Tarihsel süreç ayrı bir realiteyi oluşturduğuna göre; bu "Tarihsel İnisinasyon Süreci"ni de değerlendirmemiz gerekmez mi?
Zaten tarih, bu tip inisiyatiflerin kullanıldığı çalışmaların sonuçlarından meydana geliyor. Bir taraftan Perde'yi aralamak isteyen UMMAN NEFERLERİ'nin İnisinasyonlar'ı, karşı taraftan da Perde'yi çoğaltmak isteyen TUFAN CENGAVERLERİ'nin İnisinasyonlar'ı. Bu iki oluşum da; Ezoterik veya Egzoterik yaklaşımlarla, Okült kullanıma yönelik çalışmalar yapmışlardır. Umman Neferleri'nin pozitif yaklaşımlarını içeren Düşünüş ve Uygulayış biçimlerine HETERODOKSİ, Tufan Cengaverleri'nin negatif yaklaşımlarını içeren Düşünüş ve Uygulayış biçimlerine de ORTODOKSİ denmiştir. Heterodoks ve Ortodoks eğilimlerin Global ya da Bireysel yaklaşımlarının hemen hemen hepsi; yani başarıya ulaşmış ya da ulaşmamış her türlü uygulanım doktrinleri, tarihsel süreç zincirinin birer halkasını oluşturmuştur.
Özgür İrade'nin katalizör olarak seçeceği Deneyim Sahası, mutlak olarak bu Heterodoks ya da Ortodoks yaklaşımlardan birine mi denk düşecektir?
Biçimsel olarak birinden birine mutlaka benzeyecektir. Hatta dönem dönem birinden birine geçişler bile olabilir.
Heterodoksi'nin; Kendine Hizmet'ten ayrılan ama Başkalarına Hizmet'i farklı noktalarda yaşayan eğilimleri de içerdiğini sanıyorum. Bundan emin değilim. En iyisi, bu iki temel eğilimi biraz daha kişileştirerek ve tarihsel kaymaları da hesaba katarak; Varlığın Kendini Tanıma İnisiyatifi'nin ortaya çıkışına ve bu patlamayı gerçekleştirme sürecine geçelim.
İnsan, Bilinç'inde; yapageldiği ve öğretildiği Davranış Kalıpları'nı sorgulamaya aldığı an, Düşünce Potansiyeli'nde bir artış gözlemlemek mümkün. Kişi o An'dan sonra minimum düzeyde de olsa bir farklılaşma yaşayacaktır. Bazıları bu açılımı daha da genişleterek, kendi üzerinde ve doğa üzerinde düşünce yolculuklarına sıçramayı tercih edebilir.
"Bazıları" dediğimiz, Kendini Bil'i bilinçli olarak adlandırabilenleri kast ediyorsun herhalde Sahip. Çünkü sadece ailesi ve işiyle uğraşan bir fakirin, Bilgi İnisiyatifi'ni Kişisel Aydınlama'sına yönelik değerlendirebilmesi pek olası gelmiyor bana. Kaldı ki, böyle bir tercihte bulunmak, zoraki de değildir. Biliyorum, sen de böyle düşünüyorsun ama; konunun sınırlarını daha da netleyelim istedim. Yani tarihsel süreçte İnisinasyon'a dolaylı ya da direkt etkide bulunmuş "KİŞİSEL İNİSİYATİFLER"i irdeliyoruz sanırım.
Evet Oğul! İnisiyatif kullanımın gittikçe daha net bilgisine ulaşılabileceğini ve bunu kendi Ruhsal ya da Sosyal ya da Kozmolojik kullanımından yararlanılabileceğini düşünen İnsanlar'ı irdeliyoruz. Bu insanların, Özgün Bilgi'nin yaratılabileceğine olan İman'ları, ailesi ve işiyle meşgul olan insanların İman'larından daha fazladır. İkisi de birbirine muhtaçtır. Aslında birini birinden ayırmamız doğru değil. Ama konunun gelişi icabı, Heterodoks ve Ortodoks kalkanları kullanan İnisiyatörler şu an ilgi alanımızda. Bu insanları, Özgün Bilgi'nin deneyime yönelik öğretileri gittikçe yeni bir Benlik anlayışı içine sokabilmiştir.
Yeni bir Benlik dediğimiz; aslında daha önce kapısını açmadığımız YÜKSEK BENLİK değil midir? Yüksek Benlik'in hissedilmesiyle; insanın kendisiyle veya tanrıyla veya herkesle bütünleşmesi gerçekleşebilir. İnisiyatifler'e geçmeden önce, Benlik'ten ayırdığımız Yüksek Benlik kavramını biraz daha açar mısın?
BENLİK; Yüksek Benlik'i seslendiren, bedene bürünmüş kişilik-eda-beğeni-savunma-ahlak-suç-ceza gibi Fiziksel Görünüm'ün devamlılığı konusunda çok titiz olan ve sahiplendiğimiz BEN'imizdir. Yüksek Benlik ise, BEN'in olmayan herşeyi kapsar. Belki bazıları "Kişisel Yüksek Benlik"ten sözedebilir. Yani herkesin bir BEN'i bir de YÜKSEK BENLİK'i vardır gibi gelebilir Oğul. Bana kalırsa Yüksek Benlik bir tanedir. Berzah denilen yer burasıdır. Yüksek Benlik'in önündeki bahçe, Sessizliğin Durgunluğu'dur. Yüksek Benlik'in dünyamızdaki tezahürü herbirimize pay edilmiş Benlikler'imizdir.
Bütün benliklerin toplamı, tek bir Yüksek Benliği mi oluşturur?
Evet Oğul. Benlik'lere Yükseliş Çağrısı, Yüksek Benlik tarafından yapılır. İnsanın geleceği O'dur. Henüz tezahür etmemiş olandır. Tekamülün sonu, Birlik'te sona ermez mi? Birlik de, İnsanın Geleceği değil midir?
Benlikler ve Yüksek Benlik için, Külli İrade ile Cüzzi İrade'nin konumları gibi bir işleyişten sözedebilir miyiz?
Neredeyse aynı şeylerdir. Yüksek Benlik konusuna ileride istersen tekrar gireriz. Şimdi Yüksek Benlik'ten yapılan çağrılara nasıl karşılıklar verilir, bir bakalım. Yüksek Benlik; Özgün Bilgi olarak sunduğu "Ben Kimim?", "Ben Neden Varım?", "Oluş dediğimiz şey nedir?" gibi sonsuz bilgi dağarcığını kapsayan sorularla çekim alanı yaratır. Bu düzeyde kullanılan inisiyatifler genelde iki yönelim gösterir: Birincisi, DURMAK'tır. İkincisi, KURMAK'tır. Durmak, dediğimiz ilk inisiyatifin kapsamı şudur: Kişinin kendine veya birliğe yaptığı yolculuğun sonunda bir hale girmesiyle Erdemli olarak yaşamı sürdürmesi. Kurmak, yani Gelenek Yaratılması dediğimiz ikinci inisiyatif ise şudur: Evrensel Prensipler ya da Global Oluşum'un doğasından paylar alarak; insanın zihinsel kavrayışına yarayacak önermeler, formüller, metodlar, buluşlar üzerinde çalışmak.
Durmak inisiyatifi'ni tercih edenler En Yüce Hal'e girmiş ya da onun eteklerinde konaklamış olan Nebi, Buda, Mesih, Veli, Hami diye nitelendirdiğimiz insanlar; Kurmak İnisiyatifi'ni tercih edenler ise Şair, Mimar, Filozof, Bilimadamı, Tarihçi, Kaşif diye nitelendirdiğimiz insanları kapsıyor, eğer yanlış anlamadıysam.
Her iki inisiyatif de birer İnanç ya da Öğreti olarak kalıcılıklarını sürdürürler. Deneyimler sonucu elde edinilmiş Özgün Bilgi'yi enerji olarak kabul edersek; İnanç ya da Öğretiler, insanın yaşam içindeki "Enerji Sistemleri"ni belirler duruma gelir. Zaten gelmiştir de. "Dünyanın Yuvarlak Olması" hem önermedir, hem öğretidir, hem de inançtır. Hatta uzun zamandır insan yaşamına asimile olmuş ve kanıksanmış bir Enerji Sistemi'dir. Bu sistemin her daim çalışmasının nedeni; insanların Morfogenetik Alan'da bu önermeye oy vermişliğinden, Tarihsel Bellek'imizde hepimizin bu durumu kabul etmişliğimizdendir. İnsanın Evrenin, Dünyanın, Yaşamın, Doğanın, Uzayın, Zamanın, Enerjinin, Tanrının, Devinimimn, Dönüşümün Ne Olduğuna dair ortaya atılan her söylence, oy çokluğuyla kendi Enerji Sistemi'ni oluşturur ve gücü dahilinde uygulanıma yönelik bir Enerji Alanı açar. Kuantum Fiziği, Özgün Bilgiler içeren bir inisinasyondur. Ancak gizli bir tarikat gibidir. Çünkü henüz insanların kanıksadığı ve kavrayabileceği bir Düşünce Dizgesi'ne oturmamıştır. Birinci temel İnisiyatif olan Durmak İnisiyatifi'ne, mistik teorisyenlerce "En Yüce Hal" denmektedir. Ya da senin de güzellediğin gibi "En Yüce Halin Etekleri" de denebilir. Edinilen inisiyatifle belki matematiksel formüller sunulmaz ama, insanın kendini yaşamda az da olsa güvende hissetmesini sağlar. Bir süre sonra bu güven, kişinin halini aşıp öğretiye dönüşür. Öğreti; din, ideoloji, mezhep, tarikat, prensip ya da felsefe görünümünde kendini tezahür ettirir. "Hali Öğretiye Dönüşen" bu insanlara, senin söylediklerine ek olarak Peygamber, Baba, Guru, Pir gibi yakıştırmalar verilir. Kurmak İnisiyatifi'ni tercih edenlerin bilgi kanalları ve uzmanlıkları çoktur, ve birbirlerinden farklı da olabilir. Birbirinin üstüne çökebilir, yıkılabilir, yeniden yapılanabilir. Örneğin Batlamyus'un "Dünya Merkezli Evren Modeli" uzun süre geçerliliğini korumuştur. Çok sonra ise Kopernik'in "Güneş Merkezli Evren Modeli" geçerlilik kazanmıştır.
Sonuçta hepsi Düşünce'nin; İnsan Benliği'nin içinde saklıymış gibi görünen ancak insanlık tarihi boyunca tek ya da ortak bir İRADE'nin deneyimlerine yolaçan, 'Kendini ve Varoluşu Bilme' bilmecesidir. Bilmece dedim çünkü hepsi kaygan, akışkan ve birbirine karışabilir, bileşip ayrışabilir. Sanki Heterodoks bir oluş sergiliyormuş gibi görünüp Ortodoks bir planın esiri olabilir. İyi ve Kötü kavramlarının göreceliği de bu seçimin çok değişken unsurları barındırdığının işareti. İki tercihli tarihsel inisiyatiflerin bugünki seçmenlere sunduğu bir şey olmalı mutlaka. Bence bu, İnisinasyona bağlı olan Bilgi Merkeziyetçiliği değil. Bilgi'nin işaret ettiği DURUŞ biçiminin iyice tartılıp özümsenmesi. Bu durumda İnisinasyon Bilgileri, Kendini Tanıma Yöntemleri olabilir ancak. Günümüze kadar gelmelerinin tek nedeni, her ne kadar yozlaşmış ya da güncelliklerini yitirmiş olanları olsa da; "Aydınlanma Niyeti"nin nelere sebebiyet vereceğini ve tüm insanları etkileyebilecek bir sisteme dönüşebileceğini ifade etmek...
Evet ama Özgün Bilgi'nin aranması, bir inisinasyon kapısında son bulursa; o inisinasyon adına yeni bir kabulleniş, devamlılık ve çoğalmaya neden olacaktır. İnisinasyon bilgisinin taranması, ezoterik ya da heterodoks ya da ortodoks ya da okült eğilimleri devreye sokar.
Bu doğal bir sonuç. Eğer dikkatli olunursa, hiçbir sakıncası da yok. Çok kafa karıştırabileceğini de kabul ediyorum. Ama bazen Özgür İrade'nin kendine değer biçtiği katalizör, büyük bir bilgi ağı olabilir. Ağırlıktan çöken Benlik'in Yükseliş'i de hızlı olabilir.
Yükseliş'in hızlı ya da yavaş, az bilgi ya da çok bilgi, erken ya da geç, daha yukarı ya da aşağı gibi bir oluşumu yoktur. Yükseliş, yükseliştir. Özgün Bilgi'nin cazibesinin ilk ışıkları ile bir ya da bir çok inisinasyonun araştırılması ya da bizzat aktif olarak yeralınması kaçınılmaz bir sonuç, bunu kabul ediyorum. Rastlantıların Yaşanması'ndan sonra, rastlantıların Tanınması süreci bir Prensip'tir zaten. Tanıma Evresi, tek başına bir inisinasyondur ayrıca. Bu, "Teslimiyet'in Sınanması" anlamına gelir. İman'ın yaratılması, inancın sorgulanması, BEN'in ayırt edilmesi, niyetin belirlenmesidir.
İnisinasyon'un gerçek anlamı burada ortaya çıkıyor Sahip. İnisinasyonun içeriği ne olursa olsun, Teslimiyetin Sınanması zorlu bir İnisiyatif'tir. Şimdi daha iyi anladım: İnisinasyonun kendisi değil, gösterdiği İdea'dır asıl gerçek olan. İnsan imanını ancak karşısına olay örgüsü içinde sunulmuş bir bilgi durumunda sorgulayacaktır.
İşte inisinasyon, bu deneme süresini organize bir biçimde sunar. İnisinasyonların başarısı da burada yatar. Organizasyonun içinde yeralan stratejiler de, inisiyatörlerin fantazilerine kalmıştır artık.
Şeriat Prensipleri'ne göre yaşayan bir insanın günlük hayatı, rastlantılara aldırmadan geçer. Çevresinin ona sunmuş olduğu değerlere karşı tepki duymadan Ortam Bilinci'ni oluşturan Şeriat'ı kabullenmiştir. Burada inancı ve teslimiyeti tamdır aynı zamanda. Ama Bilmediğini Bilmez durumdadır. Şeriat'ın Prensipleri rastlantıları zorladığında, inancın ibresi oynamaya başlar. Merak, Arayış, Şüphe ve Korku yaşamını/şeriatını Tanıma'ya doğru götürür. Böylece Tarikatleşme süreci başlar. Tarikat dediğim, "Kendini Bilme Yollarını Tanımak"tır. Tanıtılması için de, İman ve Teslimiyet şarttır. Sanırım Teslimiyet, imandan önce gelir. Belki de böyle bir şey yoktur.
İman, Tanıma'nın sonunda yaşama geri dönerken yüreğimizde taşıyacağımız candostumuzdur. Tarikat yani Tanıma Evresi, çokça sözünü ettiğimiz İnisinasyon dereceleri'ni kapsar. İnisinasyona kabul edilmeden önce, öğrencinin sınanması yerinde bir prensiptir. Özgün Bilgi'nin koruyucu kalkanı, teslimiyetin gücünü temsil eder. Tanıma'nın inisiye dereceleri genelde ÇIRAKLIK, USTALIK ve ÜSTADLIK olarak sıralanabilir. Çeşitlemeler de yapılabilir. Tanıma Dönemi'nden sonra da Anlama Dönemi'ne geçilmesi, Usta'nın Marifet'inin belirleyicisi olur.
12 Millenyum'u kapsayan Bellek'imizin inisinasyonları, tarihsel süreçte öğrenciye verilen bilgileri hangi kaynaklardan edinir? Dayandıkları bilgelik nereden geliyor?
İnisiyenin, Heterodoks yada Ortodoks gelişimlerini besleyen 5 Ana Kaynak olduğu söylenebilir. 1. Harfler ve sayılarla sırlanmış evrim/evren oluşları/tarihi - 2. Renkler ve müziğin yoğunlaştırılmış güçleri - 3. Enerjinin tasarrufu ve enerji bilimi - 4. Ezoterik astroloji/astronomi ve mistik geometri - 5. Hiyerarşinin tanıtılması ve Hiyerarşi içinde çalışma tavrı. Bütün gizemlerde; mabedlerde, tapınaklarda, piramitlerde, aşramlarda, tekkelerde, dergahlarda, zigguratlarda, kehanet merkezlerinde, ışık ve şifa merkezlerinde bu KAYNAK'tan akan bilgiler öğretilegelmiştir. 5 ana kaynağın hepsine Kehanet Bilimi de denir. Maji, Okült, Şaman, Simya, Ayin gibi alt birimlere ayrılmış Apollon'un Magus İlmi de bir başka adlandırılışıdır.
Kabala, Tarot, Yoga, Ölüler Kitabı, Dzyan, Don Juan'ın Öğretileri gibi yaklaşımlar da aynı kaynaktan yararlanılmış çalışmalar sanırım. Peki "Kehanet" derken ne demek istiyorsun?
Kehanet olması, bilginin ya Kadim Dönemler'e ya da Kozmolojik Hacimli Bilgiler'e dayandırılmasından kaynaklanıyor. Kaynak'tan gelen bilgiler doğrultusunda gelişim gösteren Evren Modeli'nin, İnsan Modeli ve Tanrı Modeli'ne uygunluğunun sağlanması dikkat çekicidir. Bu gelişimin kendini hissettirdiği 12 Millenyum'un günümüze dek yayılışında, hala geçerliliğini koruyan bir takım kavramların sabitliği sözkonusu. Mitolojiye, astrolojiye, astronomiye, eşatolojiye, demono-lojiye, anjelojiye, teosofiye, spiritiolojiye vb. yayılmış ortak kavramlar... Ayrıca bu kavramların değişmezliği, hem Heterodoks hem de Ortodoks eğilimler tarafından defalarca kanıksanmış ve değerlendirilmiştir. Ancak 12 Millenyum öncesi ve günümüzden sonrasının belirsizliği, sabit olan bu kavramların hala gündelik yaşama yansımamışlığı; işte benim Kehanet dediğim bu. Buna Apollon ve Artemis Kehanet merkezlerinde, Hermetik ya da Orfik Mabedlerde "ORAKL" adı yakıştırılmış. Orakl, Kehanet'ten daha kapsayıcı anlamlara sahiptir. Ezoterik bir terminoloji olarak Orakl kavramını kullanacak olursak, geniş anlamlarına biraz yer verelim isterim: Orakl, "Tanrıya sorulan sorular ve alınan yanıtlar"dır. Medyomik Kanal Bağlantıları sonucu elde edilen esrik ya da etkin bilgileri de içerir. "Tanrının iradi / idari bilgileri ve işleyiş mekanizmaları"nın hareketleri ve ne'liklerini de içerir. Aynı zamanda bu bilgileri aktaran ve aktarılan Bilgiye Tanıklık Eden'leri nitelemek için de kullanılır. Bizim kullandığımız terminolojiye göre ise, Özgün Bilgi diye nitelediğimiz şeydir. Einstein'ın Emcekare'si, Shakespeare'in Kral Lear'i, Mozart'ın 40.Senfoni'si vb. hepsi Orakl kapsamındaki oluşlardır. "Kahin" ya da "Kahinlik" anlamına da gelir.
Anladığım kadarıyla; "Kelam'ın Özgün Sesi", "Logos'un Tezahür Ettiriliş Ritüeli"ne de ORAKL diyebiliriz. Odin'in Kargaları'nı, 9 Esin Perisi Musalar'ı, Diyonizos Ditiram-busları'nı da Orakl Veçheleri olarak düşünebiliriz. Sezgi kanalından, 5 ana kaynağı kullanarak bilgi elde etme işi de bir nevi Orakl Ayini'dir. Uygun Ritüel ve Ortam Bilinci sağlanmadan, bu İndiriliş'in gerçekleşmesi çok olası değil sanırım. Vecd, trans ya da medite hallerde Ritüel tamamlanmıştır zaten ama bunun da, yani Orakl Alışverişi'nin de bir İnisiyatif tasarrufu olduğunu düşünmem yanlış olmaz herhalde.
Orakl Alışverişi'nin 12 Millenyum içinde farklı farklı ritüellere sahne olduğu doğrudur. Delfi Mabedi'ndeki Ritüel ile, Karabüyü ya da Satanist Orakl çalışmaları farklı gibi görünebilir. Örnekleri biraz daha çoğaltalım: En az üç kişiden müteşşekkil Grup Celse çalışmaları, toplu meditasyon ve dua birliktelikleri, seyirci karşısında konunun uzmanları arasında yapılan panellerdeki konuşmalar, dans transformasyonlarındaki hareketler, Kabala çalışmaları, Ritüel'in uygulanışı açısından birbirlerinden farklı görülebilir. Ama Bilgi'nin gelişi ve indirilişi, o andaki ortam bilincinin aksettirdiği genel auranın yoğunluğuna ve niyetin arındırılmışlığına bağlıdır. Sıradan konuşmalarımızda bile orakl haline geçişler mümkündür. Hatta onlar bile orakl parçacıklarıdır.
Orakl Bilgileri'ni de kategorileştirmek gerekirse, benim aklıma şunlar geliyor: 1. Değişken/Görece Bilgiler - 2. Yarı Değişken/Yarı Realite Bilgileri - 3. Realite Bilgileri - 4. Realite ve Özgün Karışık Bilgiler - 5. Özgün Bilgiler.
Her Bilgi Katmanı'nın arasına geçişi sağlayan bir üst boyut bilgisinin de serpiştirilmesini düşünmen çok doğru geldi bana. Sanırım Orakl Ritüeli üzerine söyleyebileceğimiz fazla bir şey kalmadı Oğul. İnisinasyonun esası, bu orakl mesajlarından yararlanılarak gerçekleştirilen bilgi derecelerine dayandırılabilir.
Hep böyle gerçekleşmiş olmalı ki; Realite ya da Özgün Bilgi'nin Logos'tan alınıp indirilmesiyle, 12 Millenyumluk sürecimiz belirlenmiş gibi görünüyor. İnsanlar söz ve hareketleriyle uyguladıkları bilgilerle bugüne dek çatışmalar yaratmışlar, polemiğe neden olmuşlar, uygarlıklar kurmuşlar, devletler kurmuşlar, medeniyetler yıkmışlar vb... Sonuç itibariyle de kaynağını bilmediğimiz ama inanıp teslim olduğumuz ritüelleri 12 Millenyum Belleği'mize depolamışız. Buradan çıkmamız olası mı?
Çıkabilmemiz için, Tanrı'dan bizim beklentilerimizi ve Tanrı'nın bizden beklentilerini değerlendirmemiz gerekli diye düşünüyorum. Bir Kehanet'e, Orakl'a, Logos'a, Kelam'a, İnisinasyon'a gereksinim duymamızın nedenlerine bakmalıyız diye düşünüyorum. Çünkü beklentiler, Semavi Mesajlar, insanların tercihleri olmuştur her zaman. İnsan, İnsan ile olan mücadelesinin gerekçesi olarak hep tanrının İLAHİ KELAMI'nı öne sürmüş. Sanki tanrıdan izin alınmışçasına yapılan kıyamlar ya da inisiyeler; inanç bolluğundan hiç rahatsızlık duymadan, ulvi mesajların insanlara iletilmesi önemli sayılmış. Tanrının kelamını iletmek üzere seçilen ya da kendini bu seçime uygun gören sözcüler, tanrının söylediklerinden daha çok önemsenmişler. O sözcülerin de hal ve tavırlarından başka teyit alınabilecek donelere sahip olamamışız. Orakl Geleneği'nin amacı nedir? Tanrının insanlara bir şeyler söyleme isteği ne anlama gelmektedir? Tanrı bunca zaman insanlara ne demeye çalışıyor, ne demek istiyordur?
- BİR - İKİ - ÜÇ - DÖRT - BEŞ -