Yaz Sonu, Kursat Basar Ne zaman yaz bitse, yillardir, yerine konamayacak bir seyi yitirmis gibi hissederim. Hayattan her seyi almaya çalisirken onun bizden istediklerini aldigini gördükçe büyüyor muyuz gerçekten? Yillar önce bir yaz tatili dönüsü, en yakin dostumun ölüm haberini almistim. Yine yillar önce bir baska Eylül sabahi bir hastane odasinda babam bizi birakip gidiyordu, elini tutuyordum, hayata karsi kaybetmek böyle bir seydi iste, elini tutuyordum, ama yapabilecegim hiçbir sey yoktu. Ayni anda günlerce sürecek bir yagmus basladi. Hep kendimi iyi, mutlu, basarili hissettigim anlarda o boslugu duydum, nedensiz bir yalnizlik... O sabah bu yagmurun hep benim üstüme yagdigini düsünüyordum, oysa sonra, günün birinde hepimize yagdigini ögrendim.Ve ondan sonra camlardan akan siddetli yagmur, anilari getirmeye basladi: çocuklugu, unutulmus yaz aksamlarini, yikanan avlularin sesini... Insan sonsuza dek sevdiklerini yitirdigi zaman gerçek ayriligin ne oldugunu anliyor. Belki de o zamandan beri hiç kimseden, hiçbir yerden ayrilmak istemem. Ölümden baska hiçbir seyin dönüssüz olmadigini düsünürüm hep. Mezarliklari ve hastaneleri ziyaret etmenin sayisiz faydalari olduguna inanirim. Neyse ki zaman hepimizi sertlestiriyor, olmayacak firmlerde gözyaslarimizi tutamasak bile yüregimiz eskisi gibi dayanilmaz bir aciyla burulmuyor, içimizde kalan o eski çocuk artik telefonlarimiza çikmiyor. Roman kisilerim, ayriligi derinden hissederken unutmanin mümkün olup olmadigini düsünürler, unutmak ve yine de yasamak... Sanirim sonunda yalnizca görüntüleri çogaltabileceklerini anlarlar. Iclerinden biri söyle diyordu: "Birinden, delice sevdigin birinden ayrilmak zorunda olmak, aya ayrilirken onu da içinde götürmek, içinde, ondan uzaklastigin her adimda onun, içinde büyüdügünü, içine sigmadigini duymak, kurtulmaya çalismak, içinde tutmaya çalismak, bogulmak, bütün bir dünyanin, bütün görüntülerin, anilarin, çocukluk günlerinin, gelecek düslerinin, bugünün renklerinin siliniverdigi bir anda yine de ayrilmak zorunda olmak, bunun ne demek oldugunu biliyor musun?" Eminim biliyorsunuzdur. Belki de onlarla, burada yasanacak seyleri beklenmedik bir anda kesip giden sevdiklerimizle günün birinde yeniden karsilasiriz. Yeniden, bulutlarin üstündeki ülkede onlarla bulusuruz, yapmak isteyip yapamadiklarimizi, söylemek isteyip söyleyemediklerimizi gerçek ruhlarimizi apaçik görürüz. |