Sonbahar, Kursat Basar Istanbulda yaz hâlâ direniyor, ara sira esen rüzgarlar, söyle bir geçen yagmurlar, aksam karanligin erkenden çökmesi sonbahari haber verse de yaz günesi hâlâ parliyor. Gazeteleri okuyorum, haberleri dinliyorum, yine her sey politikaya kilitlenmis, sikiliyorum, sokaklara çikiyorum, okuldan çikanlari, okulu asanlari, birbirine sarilmis gençleri görüyorum. Yillar öncesini hatirliyorum. Birbirine sarilmanin neredeyse suç oldugunu, her seyin politikaya indirgendigi, askin sonraya, bilinmez bir zamana ertelendigi, kavganin, baskaldirinin günlerini... O günlerde bütün bunlardan çikmak, baska seyler istemek, baska yasamlar kurmaya çalismak nasil da güçtü. Gazetelerin siyah beyaz fotograflarinda her gün yürüyen, her gün dövüsen, her gün ölen genç insanlarin fotograflariyla çiktigi sabahlar. Herkesin birbirine kimlerden diye baktigi, birbirine benzeyen, benzer geçmisler paylasan bu çocuklarin ansizin beklenmedik darbelerle büyüdügü günler. Simdi bile benim kusagim hâlâ dans etmekten, eglenmekten, yüksek sesle gülmekten, kendini disa vurmaktan çekiniyorsa nedeni o günlerdir. Sokaklarda istedigi gibi giyinmis, istedigi müzigi dinleyen, istedigini okuyan, istedigi yere giden gençleri gördükçe mutlu olmam gerek degil mi? Ama son biraç yildir yine birileri saati geri aliyor. Bütün çocuklarimizin böyle rahat yasamasi, rahatçi kendini ifade edebilmesi, istedigi yasam tarzini seçebilmesi için çalisacagimiza bunu basaranlari karalayarak, baskalarinin bu kosullara ulasamadigini tekrarlayip eskimis bir halk popülizmine tutunarak yine saati geri aliyoruz. Yillar öncesinin o karanlik, belllegimizde silinmez izler birakan sonbaharlarini da hep bu kendi çikarlarindan baska bir sey düsünmeyen, o çikarlar ugruna her türlü yalani söyleyen, iyi, kalici birseyler yapmak yerine günü kurtarmaya ugrasan politikacilar, onlarin yardakçisi bürokrat kadrolar, onlara çikarlarini saglamada yardim eden militanlar, memleketi kurtariyoruz palavralariyla kendilerini kurtaran adamlar hazirlamadi mi? |