Sen Olsaydin Yapmazdin, Biliyorum

...akan zamanin içinde, yitirilecek, bir daha yakalanamayacak anlari en azindan birkaç kareye sigdirip saklamak gibi saçma sapan ama vazgeçilmez bir tutkuyla makinenin ardindan ona bakarken onun bana bakisini belirleyen fotograflar...(selin>nevit)

"olmayacak bir seyin pesindeyiz" (selin>nevit)

Belki bütün bunlari o zaman bilseydim, kendi adima istediklerimi yapardim, Elfe’nin hayatindan çikip giderdim ama yasam, sessiz anlasmalarimizla kurulmuyor, bizi, yasamlarimizi bir biçimde belirleyen sey, önceden görsek bile degistirmemize izin vermiyor. (selin)

bu dünya yabancilari sevmiyordu... (selin)

oysa söylenmeyenleri, hiç konusmadiklarimizi, herkesin gizli gizli kendisiyle yasadiklarini gösteren bir kanal yok ki, zamanlari karistirabilecegimiz, o beklenmedik rastlantilari yeniden kurgulayabilecegimiz kanallar yok. Bizim gibi, oklarin pesinde oradan oraya giden insanlarin hizina ayak uyduramayanlarin, kimsenin görmedigi bir yerlere kaldirilmislarin oynadigi oyunlar var yalnizca. Gizli koridorlarda birbirimize gönderdigimiz bildiriler. Yerine ulasiyor mu acaba? (selin)

Zaman hiçbirseyi silmiyor, agir bir örtü gibi, ara ara kimi anlari örtüyor yalnizca. (selin)

Ama simdi düslerle gerçegin, acilarla sevinçlerin, unutmak istediklerimle hep hatirladiklarimin birbirine karismasi için içmem gerek (selin)

...babam, ölümünden hemen önce, "bazen sert bir rüzgar esebilir" demisti, "o zaman boynunu egmekten utanma, yeniden basii kaldiracagini, yalnizca rüzgarin geçmesini bekledigini düsün." (selin)

Gerçekten öyle mi, hayat yalnizca ara sira gizlenmemiz gereken rüzgarlarla mi dolu, eger onlardan korunabilirsek bunca acidan da korunabilir miyiz? (selin)

...anlik karsilasmalarla baslayan asklar, gelecegi unutturan rastlantilar, bütün bir hayatin ansizin bambaska bir biçime dönüsmesi ancak filmlerde oluyor. Iste hep birisi bir istasyonda iniyor ve onu sarisin bir kiz karsiliyor. (selin)

hayatimdaki boslugu böyle sürekli yinelenen fotograflarla nasil dolduracagimi, günlerin nasil sürdürülecegini ögreten bir kitap yok. Hayatin bize ögretilen bilgisi yalnizca görüntülerin bilgisi, arkasina geçmezsen bütün görüntülerle basedebiliyorsun, yoksa hersey içinden çikilmaz bir karmasaya, hiç uyanamadigimiz bir karabasana dönüsüyor. (selin)

...televizyon hep açik, bu tuhaf kutuyu biz yalniz insanlarin hayatindan çekip alsalar dünya birbirine girerdi herhalde. (selin)

"Güzel kalan yaralar vardir. Sen de benim artik ancak izi belli olan, zaman zaman yanlis bir dokunus ya da mevsimsiz bir yagmurla sizlayan ama hep güzel kalan yaramsin -ne benzetme ama. (selin>elfe, gönderilmeyen mektup)

Kendimizi herkese baska türlü sunuyoruz, büyük, anlasilmaz parçalanmalarimiz, kimsenin, en yakinimizdakilerin bile bilmedigi bulanik düsresimleriyle belirip yiten iç görüntülerimiz, yalanlar, küçük oyunlar ve içinden çikilmaz, karmasik sözdizimleri var. Sonra zaman. Zamanin insanlarda, olaylarda, mekanda ve esyada olusturdugu farkliliklar, kendi bilincimizde uyanan ve gerçekligi bir öncekinden ayirdedilemeyen düsünceler... Her an yeni biçimler alan , degisen degerler, yeniden kesfedilen baglantilar, anilar, hiçbir anlam kazanmayan rastlantilar, asla birlesemeyecek puslu görünümler. (selin)

Hep böyle degil miyiz, alabildigine uzanan dokunulmamis kar örtüsünün üstünde aldirissizca kosup bozmuyor muyuz? (selin)

Nevit’le ilk büyük karsilasmayi, uzak bir adanin mavi bereli darbecilerini, uzak kumsallari, kozmik konusmalari, saçlari sari ve diken diken kitap kahramanini, çocuklarini polise veren anne babanin filmini, uzak bir kentteki dev ayakizlerini -üstlerine basa basa çiçek bahçesine ulasacagimiz- onun yumusak bakislarini, sevimli oldugunu çok iyi bildigi bakislarini, kirmizi -güzelim- dudaklarini, seni çok seviyorum’larini, -ben de seni- çok fazla aciyi, çok fazla mutlulugu, çok fazla korkuyu, çok fazla yalnizligi, çok fazla sevgiyi sana anlatamadigimi biliyorum. Istedigim bu degildi, bütün bu ayrintilari versem ne çok aglayacaktin kimbilir, en çok onlar acitir, öç almak mi, Nevit’ten mi, senden mi, hayir, beni hiç anlamiyorsun, tenimde, tenimin altinda bir yerlerde, o sarkidaki gibi sakliyorum onu, bir düste elimden tutuyor ama çok çok uzakta, göremiyorum bile, nasil olup da görünmeyecek kadar uzaktayken elini tutabildigime sasiyorum. Sen de ona selam söyle. (selin>elfe)

Gazete Yazilari

Kursat Basar Ana Sayfasi

Back to Levent's Home

1