Mikrofonun Basinda, Kursat Basar Ilk radyo programimi yaptigim o yagmurlu gunden bu yana tam onbes yil gecmis. Harbiye'deki Istanbul Radyosu binasinda elimde buyuk makara bantlar ve kendi koleksiyonumdan getirdigim plaklarla koridorlari dolasan 20 yasindaki su cocuk benim iste. Dogrusunu isterseniz, cumartesi gunu uzun bir aradan sonra Power FM'de yeniden iki saatlik bir canli yayina baslayinca hatirladim o gunu. Artik makara bantlar yoktu, tabii plaklar da. Ben konugum Mirkelam'i beklerken hâlâ yillari hesaplamaya calisiyordum cunku o yagmurlu gunle bu yagmurlu gun arasinda gercekten de bu kadar uzun bir zaman gectigine inanamiyordum. Bantlarin ve plaklarin artik kullanilmayisi hafizami daha fazla zorlamami engelledi. Gercekten de onbes yil gecmisti. Onbes yil icinde benim hayatimdan da pek cok sey gecmisti, tipki, plaklar ve bantlar gibi pek cok sey istesem de istemesem de cikip gitmisti. Cok istesek de her sey bizimle gelmez. İstanbul Radyosu'nun bir labirenti andiran koridorlarinda oldukca gereksiz bir burokrasi sayesinde bir saatlik program icin iki saat dolasirken bir yandan cok sevdigim caz muzigiyle ilgili bir seyler yapmanin heyecanini yasiyor bir yandan da kamu kurumlarinin nasil en iyi imkânlarla bile "islemez" hale getirildigini canli olarak goruyordum. İsler ancak bazilarinin iyi niyetiyle yuruyordu. Orada her carsamba yayinlanan "Caz Duygusu" tam alti yil surdu. Adeta kimsenin calismamasi icin kurulmus bir sisteme karsin yine de ellerinden geleni yapan pek cok degerli insan tanidim orada. O zamanlar genc bir gazeteciydim, bir yandan okula gidiyordum. TRT'de boyle bir program hazirlamanin sorumluluguyla zamanin dar imkânlari icinde plaklar buluyor, cesitli kitaplardan, yabanci dergilerden, arsivlerden caldigim muziklerle ilgili bilgiler topluyordum. Parca aralarinda soylenecek birkac soz cok onemli gorunmeyebilir ama bazen sabahlara kadar tanimadigim bir piyanist ya da besteci hakkinda calistigimi hatirliyorum. TRT'de caz programi da yapsaniz, soylediklerinize asiri dikkat etmeniz gerekiyordu. Metinleriniz kimi zaman nedenini tam anlayamadiginiz bicimde "denetim"e takiliyordu. Tabii o zaman ozel radyolar, televizyonlar yoktu. Herhalde bugun radyolarda, televizyonlarda konusulan seylerden bazilarini o zaman soylemeye kalksaniz aklinizi oynattiginizi dusunurler, ciddiye bile almazlardi. Simdi ozel kanallarda pek cok seyi elestiriyoruz ama elbette medyadaki bu gelisme o zamanlari dusunursek, tipki artik plaklarin, bantlarin ortadan kalkmasi kadar buyuk bir adim. Elestirilirse yay!inciligin artik ozgurce konusan genclerin elinde olmasiyla baglantili degil. Hepimizin isimizi her zaman daha iyi yapmaya calismamizla ilgili. Yeni Yuzyil, 25 Mayis 1998 |