Kuraldışı İlişkiler , Kürşat Başar
Kendimizi, kendimize bile ne kadar itiraf ettigimiz pek açik degil. Ama ancak öyle olunca, günün birinde kendimizi belki o güne dek bizim bile bilmedigimiz yönlerimizi bir baskasiyla paylasacak kadar yakin hissettigimiz birine rastlayinca gerçek tutkuyu yakaliyoruz. Ama zirhlarin çikmasi, hep birilerinin zarar verecegine inandigimiz ve korumaya çalisirken sonunda neyi korudugumuzu bile unuttugumuz yüregimizdeki o kirilgan benligin açilmasi hiç kolay olmuyor. Tüm dünyanin ‘Arzu Tramvayi’ oyunuyla tanidigi Tennessee Williams, ünlü yönetmen Elia Kazan’a oyundaki kisilerle ilgili yazdigi bir yazida söyle diyor: ‘Birbirimizin kalplerinde olup bitenleri görmemizi engelleyen bir körlüktür gidiyor. Hiç kimse herhangi birini gerçekte oldugu gibi degil egosunun izin verdigi sekilde görür. (...) Kibir, korku, arzu, rekabet duygulari -egomuzda bulunan çarpikliklar- iliskide bulundugumuz insanlara yönelik görüsümüzü sartlandiriyorlar. Kendi egomuzdaki bu çarpikliklarin üstüne bir de digerlerinin egolarindaki çarpikliklari ekleyin, içinden birbirimize baktigimiz sirçanin ne kadar puslu bir hal aldigini daha iyi anlayacaksiniz. Bu durum, aradaki puslulugu yakip yok edecek ve kalpleri bütün açikligiyla yakinlastiracak kadar birbirine yogun bir sevgiyle bagli iki insan arasindaki istisnai iliskiler disinda, bütün iliskilerde ayni. Bu istisnai iliskiler tümüyle teorik sayabilecegim kadar uzaklar bana...’ Kitaplarimdaki kahramanlar hep bu ‘istisnai iliskiler’i yasamak ya da sürdürmek için ugrasip dururlar. ‘Disarinin kötülügü’ sizmasin diye pencereleri, kapilari siki siki kapatirlar. Simdi otuzlu yaslarimi sürerken, bunca yildan, bunca dostluktan, bunca asktan sonra böyle iliskilerin kurulmasinin ve daha önemlisi sürdürülmesinin ne denli güç hatta imkansiz hale geldigini biliyorum. Zaten kendilerine, çoktan belirlenmis, çizgileri, sinirlari çizilmis, gökyüzündeki tozlar bile adlandirilmis dünyada gizli bir ada kurmaya çalisan kitap kahramanlarim da pek basarili sayilmaz. Siklikla çevremizde iliskilerin koptugunu, sürekli sorun yasadigini, iliskelerdeki yabancilasmanin giderek yükseldigini anlatan haberler, yazilar okuyoruz. Kendimizi zenginlestirmeden, hayatimizi bize ruhsal bir cosku verecek seylerle degil, satin alinabilen seylerle doldurmaya devam ettikçe, iliskilerimizin zenginlesmesi, birbirimizin kalplerine olan körlügümüzün giderilmesi mümkün mü? Bir dostum, ‘Önce kalbimizi kendimize açmamiz gerekiyor,’ demisti. Orada bulacaklarimiz bazen ürkütücü bile olsa. |