Intihar, Kursat Basar Acaba biri 14 biri 17 yasinda iki guzel cocugu el ele intihara goturen neydi. Butun bu medya komedilerinin otesinde bu olumun arkasinda nasil bir oyku vardi? Belki de ilk akla gelen soru, bu yasta insanlarin boyle bir seye kalkismalari icin cok onemli nedenleri olup olmadigi... Ama sanirim asil o yaslarda olumu secmek icin cok buyuk nedenlere gerek yok. Cunku zamanla bizim icin gulup gecilecek kucuk seyleri bile en cok ciddiye aldigimiz yaslar. Kimbilir belki de yalnizca bir oyunu sonuna dek surdurmeye kalkismislardir. Belki de dusunce tarihinin en celiskili, en zorlu sorularindan biri intihardir. Her donemde, tartisilmis, kimi zaman hararetle savunulmus, kimi zaman bir silah olarak gorulmus, cogu zamansa kesinlikle reddedilmis ve lanetlenmistir. Buyuk dinlerse zaten lanetler intihari. Shakespeare, "gunah mi/olumun gizli evine kosmak/o bize gelmeden once?" diye soruyor Antonius ve Cleopatra'da. Ama kimi zaman da, intiharin, yeryuzundeki acilara karsi Tanrinin insana verdigi tek armagan oldugu savunulur. Kimi zaman alayli ve genis goruslu yaklasilir. Voltaire, "eger melankoli icindeki biri kendini oldurmek icin bir hafta daha bekleseydi yasamak isteyecekti" der. Ya Dorothy Parker'a ne dersiniz, o da soyle yaziyordu: "Jilet acitir/nehirler islaktir/asitler leke yapar ve ilaclar agri verir/silahlar yasak/iplerse cozulur/gazlar berbat kokar/belki de yasamak en iyisidir." Kimi zamansa yuceltilir intihar. Bazi tarikatlarda, bazi dusunce bicimlerinde, bazi ozel topluluklarda, bazi gizli kultlerde... Hatta kimi zaman edebiyatta, felsefede. Che Guevara'nin aydinlara onerdigi gibi kimi zaman toplu bir protesto yontemi olarak bile dusunulur. ("Bir sinif olarak intihar etmek aydinlarin gorevidir.") Kimileri intihar edenleri zayiflikla suclar, kimileri cesaretlerine hayran kalir. İntihari buyulu bir yolculuk olarak tanimlayanlar da yok degildir. Ama donuste gorduklerinizi anlatma sansiniz asla olmayacaktir! Intihar bilimi diye bir bilim dali bile var artik ve yapilan arastirmalar intihar hakkinda cesitli istatistikler cikartiyor. Ornegin en cok intihar 25-44 yas arasinda goruluyor. İnsanlar yaslandikca yasamak istiyor. İngiliz polisi, Thames kiyisina vuran cesetlerin intihar nedenlerini bazen bilebiliyor. Ask intiharlarinda cesetlerin parmaklarinda derin izler var, koprunun parmakliklarina tutunarak kurtulma cabasindan... Borclari yuzunden intihar edenlerinse parmaklarinda hicbir iz yokmus. Yani asiklar Romeo ve Juliette gibi tutkuyla, isteyerek intihar etmiyor. Yasamina kendi eliyle son vermeden once "yasama agrisi"ndan sozettigi "Yasama Ugrasi" adli kitabini yazan Pavese, "herkesin intihar etmek icin iyi bir nedeni vardir" diyordu. Acaba apartmanin en ust katindan asagi atlayan cocuklarinki neydi? Sonsuz bir yolculuga cikmadan once duvara "bu dunyaya ait degiliz" yazmislardi. Hepimiz kimi zaman bunu hissetmez miyiz? Bu dunyaya ait olmamak, hatta hicbir dunyaya ait olmamak... Hatta belki kendini bu dunyaya ait hissetmeyenlerin sayisi hissedenlerden coktur. Cocuklar derin bir nedenle caresizlik icinde gorunmuyor. Onlarinki bir goruse gore "yardim cigligi" anlamini tasiyan bir intihara da benzemiyor pek. Cok eski bir zamana dayanan seytan torenlerinden etkilendikleri ya da kendilerini "kurban" ettikleri dogrudur belki. Ama bu dunyaya ait olmadigimizi dusundugumuzde belki en iyisi hep "ait oldugumuz anlar da oldugunu" hatirlamaktir. Ait oldugunuz bir yer, birinin yuregi ya da haritada bir kara parcasi. Ya da bunlarin yalnizca hayali. Ama mutlaka vardir. Yeni Yuzyil, 24 Haziran 1998 |