Golge , Kursat Basar

Dolunay gecelerinde ne yapiyorsunuz?

Ben sokaklarda dolayiyorum, geç saatlerde pencerenin önünde, karanlikta oturuyorum.

Uzundur görmedigim bir arkadasimla konusuyorum.

"Son kitabinda, bütün hayatini birakip gitmek isteyen ve bunu basaran insanlar var," diyor.

"Hepimiz günün birinde bunu istemez miyiz" diye soruyorum.

"Isteriz, ama basarabilir miyiz?"

Roman kahramanlari, film kisileri hayata yeniden baslayabilir. Günün birinde evinden "sigara almak için" çikip bir daha dönmeyen pek çok kisi de hayata yeniden baslamayi istemis olabilir.

Ama gerçekte kimi zaman kendi ellerimizle kurdugumuz, kimi zaman rastlantilarla yönlenmis hayatimizin kurgusu artik degistirilemeyecek kadar kesinlesebilir ve biz ellerimizle kurdugumuz bu hayatin ‘kader’ olduguna inanariz.

‘Faitfull’ filminde kendisini aldatan ve öldürmek için kiralik katil tutan kocasini sokaga atan, sonra da katiliyle ask yasayan zengin bir kadinin öyküsü anlatiliyor.

Baskalarina göre davranislarla olusturdugumuz hayat biri daralttiginda, artik mutlu etmediginde ne yapabiliriz? Kaçmali mi, yoksa her seyle yüz yüze mi gelmeliyiz? Örnegin yillar boyu kendimize biçtigimiz ve artik bas edemez hale geldigimiz ‘imajimizla’ karsilasmali miyiz?

Oscar Wilde’in ‘The Fisherman and His Soul’ adli öyküsünde bir balikçi, bir denizkizina asik olur, onun yanina deniz ülkesine gitmek ve sonsuza dek onun yaninda kalmak ister. Artik yasamini sürdürmek istedigi, olmak istedigi yer orasidir.

Ama denizkizi ona, denizler ülkesinde yasayabilmesi için ruhundan kurtulmasi gerektigini söyler.

Ruh mu?

Balikçi kendi kendine, ‘Bugüne kadar ne isime yaradi ki,’ diye düsünür. Elbette aski ugruna ruhundan kurtulmaya kararlidir. Ama bunu nasil yapacagini bilmez, Büyücüleri, falcilari, bilgeleri dolasir. Sonunda kumsalda bir ögle vakti, kuma vuran gelgesini bir biçakla tam ayagindan keserse ruhundan kurtulacagini ögrenir. Gölgeyi keser ve gölge kalkip karsisina dikilir. Hiçbir yere getmeye niyeti yoktur. Balikçiya, kendisini birakip bunca yildan sonra nereye gittigini sorar.

"Sevgilimin yanina," der balikçi.

"Peki ya ben ne olacagim, beni hiç mi düsünmüyorsun?" diye sorar ruh. Balikçinin aklinda tek bir sey vardir, denizkizi. "Beni rahat birak." der ruha.

Ama ruh onu birakmaz. Türlü öyküler anlatir, inanilmaz güzelliklerle dolu bir kentten söz eder. Balikçi onu dinlemez bile. derken, bir an anlatilanlarin içinde bir sey dikkatini çeker. Ruh’un anlattigi kentte birbirinden güzel kizlar sürekli dans etmektedir, insan onlarin dansina ve ayaklarina bakmaktan kendisini alamaz. denizkizinin ayaklari yoktur ve balikçi bir kereligine, son kez oraya gidip dansçi kizlari görmeyi kabul eder.

Yazik ki bu geziden sonra sevgilisine asla kavusamayacaktir.

Arkadasima, "Eger bir gün gölgeni kesmeye kalkisirsan dikkatli ol," diyorum.

Gazete Yazilari

Kursat Basar Ana Sayfası

Homepage

1