Farkli Olan, Kursat Basar

Aykirilik, farklilik, genelin dogru ve gecerli saydigi dusuncelerin disinda kalma, asiri yonelisler kimi zaman ilerlemenin itici gucu olabilir. Bizde genelgecer dusuncelerin, ortalama yargilarin, alisilmis kaliplarin biraz disina cikmak bile tehlikelidir. Farkli olana tahammul etme, demokrasinin temel ilkelerinden biri ama bizim icin pek gecerli olmamistir.

Farkli olan, aykiri olan, beklenmeyeni soyleyen genellikle ya cezalandirilmis, ya susturulmus, ya ortadan kaldirilmis ya da yalniz birakilmistir.

İlkel toplumlar farkli olandan korkar, onu tanimayi, anlamayi basaramadiklari icin kendilerine benzemeyeni yoketmeyi secerlerdi.

Oysa bugun isimize geldiginde Avrupa demokrasisi olarak ovdugumuz kulturun en onemli ozelligi farkliliklari birarada yasatmayi basarmasi.

Farkli kulturler, farkli renkler, aykiri dusunceler, birarada birbirinden etkilenerek gelisiyor. Yoketmek yerine yararlanmak, oldurmek yerine anlamaya calismak. Bizse farkli olandan hoslanmayiz. Gecmisin hazir dusunce kaliplarindan ya da hurafelerinden birine takilip onlarla butun bir hayatin zenginligini cozdugumuze inanarak yasamayi yegleriz. Bize benzeyenlerle, bizim gibi dusunenlerle ayni yerde. Otekileri gormemek, bizimkinden farkli bir dunya, farkli dunyalar oldugunu aklimiza getirmemek cok daha kolaydir.

Belki de farkli soylemlere burunmus gibi de gorunse surekli olarak ayni dusunceleri dile getirmemizin, ayni tur insanlar yetistirmemizin, hatta ayni sorunlari yasamamizin nedeni de bu.

Bizim icin aykirilik ancak sacmalik, absurdluk duzeyine ulastiginda ilgi cekici oluyor. Belki o zaman tehlikeli olmaktan ciktigi ve hep birlikte gulup, tasladigimiz, alay ettigimiz bir nesneye donustugu icin. Oysa butun dusunce tarihi, butun sanat tarihi, butun bilim tarihi bu aykiriliklar sayesinde basamaklari cikti. Tukenen ideolojilerin, kendi icine kapanma felsefelerinin coktugunu goremeyen toplumlar icin dunyanin buyuk saati son bes dakikayi gosteriyor aslinda. İstesek de istemesek de...

Yeni dunya toplumu yaraticiliktan, hayalgucunun sinirsiz urunlerinden coskuyla soz ediyor. İnsanlari, dusunceleri ve yasam tarzlariyla ayri dunyalara bolmenin en unlu simgesi olan bir duvar vardi. Askerler onun uzerinde nobet beklerdi yillarca. Sistemler soguk savas yillarini sinirlarin yuceltilmesiyle yasadi. Sinirlar, yuce idealler, buyuk sloganlar, bireylerin kurban edilmesini onurlu sayan devlet felsefeleriyle renklerin, duygularin, duslerin, dokunuslarin uzerinden gecti.

Ama sonunda duvar yikildi. Topragin uzerine kurulan, dikenli tellerle, duvarlarla belirlenen sinirlar ortadan kalkti ama belleklere kazinmis sinirlar oyle cabuk yok olmuyor.

Onun icin yeni kusaklarin yetismesi gerekiyor. Hem de coktan zamanini tuketmis sloganlari ezberleyip, kendilerine yarattiklari dusmanlarla savasip, kendilerine sunulan bir kimlige burunerek yasamak yerine, dusler kurmayi ve dusunmeyi secen kusaklar.

Yeni Yuzyil, 14 Ekim 1998

Gazete Yazilari

Kursat Basar Ana Sayfasi

Levent Varlik-Home

1