www.boş lakırdı.net, Kürşat Başar

Çok değil, bundan beş, altı yıl önce, artık bütün dünyada dev şirketlerin eline geçen büyük medyanın karşısında genç, alternatif, hareketli medyanın internette şekilleneceğini düşünüyordum. Doğrusu Türkiye'de de internet üzerinde pek çok gazete kurulacağına emindim. Herkes kitle medyasından şikayetçi değil miydi? Patronundan yazarına büyük gazetelere kızmıyor muydu?

Şimdi görüyorum ki aradan geçen zamanda, internette birkaç haber portalı dışında pek öyle dişe dokunur, ciddiye alınır bir şey yok. Haber sitesi olduğunu söyleyenlerin büyük çoğunluğu aslında güya beğenmedikleri büyük medyanın yaptıklarını aynen tekrarlıyor.

En çok da ilgi gören galiba dedikodu siteleri oluyor. Yani zaten büyük medyanın her gün bezdirecek kadar çok yaptığı şeyi bir de internete taşıyorlar.

Benim asıl şaşırdığım şey, bu tür sitelerin veya okumuş, yazmış görünen birtakım insanların fikirlerini açıkladığı, medyayı, yazarı, çizeri, ünlüleri eleştirdiği sitelerin gizli saklı halleri...

Geçenlerde bir site gördüm. Belki yüzlerce insan bir tür forum mantığıyla buraya çeşitli insanlar, olaylar hakkında görüş yazıyor. Genellikle bu görüşler, alaycı, üstten bakan, herkesi küçümseyen bir havada. Malum, bizde eline kalemi alan herkes mutlaka birilerine hakaret etmesi gerektiğine inanır. Buna da itirazım yok. Ama pek iddialı, kimseleri beğenmeyen, herkesi, her şeyi alaya alan bu insanların hiçbiri gerçek adlarını yazmıyor. Herkes gizli! Herkes bir yabancı takma adın arkasına gizlenmiş, oradan atıyor, tutuyor.

Hani öne sürülen düşünceler öyle pek gizli, pek önemli şeyler olsa içim yanmaz. İnsanın laf olsun diye arkadaşıyla konuşurken birtakım ünlü isimler hakkında atıp tutmasından öteye gitmiyor. Birtakım ünlüler hakkında entelektüel ve esprili yorumlar yapsan ne olur, yapmasan ne olur? Madem kimseyi beğenmeyecek kadar büyük adamsın, kendi birikimini, fikirlerini yaz, herkes faydalansın.

Anlayabildiğim kadarıyla iyi bir iş güç sahibi veya en azından üniversite öğrencisi olan, dil bilen bu insanların bu kadar boşa zaman geçirmesine şaşıyorum ama o benim sorunum değil.

Benim anlayamadığım, bu kadar saçmalamak için gizlenmeye ne gerek var?

'Canım saçmalamak istiyor' sitesi aç, ağzına geleni yaz. Yasak değil. Hatta başarılıysan medya saçmalayacak adam arıyor, belki bir transfer imkanı bulursun. Çünkü medyada saçmalayınca hiç değilse para veriyorlar, sen orada kendi kendine söylenince yalnızca zaman kaybediyorsun.

Yine internette dolaşan birtakım e-mail'ler var. Bunlarda daha çok güncel olaylarla ilgili komplo teorileri yer alıyor. Buna da itirazım yok. Ama bunlar da gizli isimle yazıyor. Herhalde kendisi yazdıklarına gerçekten inanıyor ve dünyanın bütün istihbarat servislerinin filan bunları okuduğunu sanıyor.

Acaba biz hala düşüncelerimizi söylemekten korkuyor muyuz? Yoksa kendimize güvenimiz mi yok? Ya da bunların zırvalığını yazan da biliyor da onun için mi gizemli bir hava veriyor?

İnternet gibi bir ortamda bile sıradan bir olay hakkında sıradan şeyler söylerken insan kendisini niye gizler?

Aynı boş zamanını bir kitabı bilgisayar ortamına taşımak için oturup yeniden yazarak geçiren binlerce gönüllü sayesinde dünyanın en büyük elektronik kitaplığı Gutenberg Project kuruldu. Herhangi bir yerden internete girip yüzlerce yıllık klasikleri okuyabiliyorsunuz. İçlerinde artık baskısı olmayan, bulunmayan metinler de var.

Peki biz bu 'okumuşlar' kitlesiyle ne yapacağız, lüzumsuz laflar, boş söylenmeler ve dedikodular tarihi mi yazacağız?

Akşam, 1 Ekim 2004

Betül Sertelli, mawi_guwercin@yahoo.com, gönderdi, teşekkürler Betül

Gazete Yazilari

Kursat Basar Ana Sayfasi

Levent Varlik-Home

1