Bir Aşk Oyküsü, Kursat Basar
Yillar öncesinden, uzaktan geldi. Anilarla, öykülerle, birlikte tanidigimiz, koptugumuz insanlardan haberlerle... Saatlerce bizi güldüren, kimi zaman yeniden dönmek istedigimiz zamanlardan söz ettik. O günlerde hayatimizla ne yapacagimizi henüz bilemiyorduk. (Simdi?) Ben yeni bosanmistim, o yeni evleniyordu. Evlenip çok uzaga gidecekti. Çantasinda kocaman bir telefonla geziyor, kaldigi evlerde kablolara telefonunu takip okyanusun ötesindeki sevgilisiyle saatlerce konusuyordu. Bana, "Seni burada tutan ne, neden benimle gelmiyorsun? diyordu. Son gece sabaha dek sokaklarda dolasmistik, "Bir daha kimbilir ne zaman görürüm bunlari," demisti. Yillar geçti. Ne zaman kaçmak, gitmek, uzaklasmak istesem onu aradim. Kimi zaman oraya gittim, uzun tatiller yaptim. Ne zaman onlari düsünecek olsam, sürekli birbirini inciten, daralip barisan, öfke nöbetlerine tutulan, sonra yeniden barisan o iki çilgin asigi, o iki çocugu hatirlarim. Ama bu tutku ürkütücüydü. Yanlarina gittigimde de evli bir çifte benzemiyorlardi. Her sey eskisi gibiydi. Kisilik savaslari siddetini artirarak sürüyordu. Kapilar çarpiliyor, sokaklarda takip basliyor, barlarda herkesini içinde tekme tokat kavga ediliyordu. Sonra yine baris, yine askin bahar isigi... Ama onlari son gördügümde yorulduklarini anladim. Bu garip oyundan vazgeçmedikleri için artik birbirlerini iyice acitir hale gelmislerdi. Bitmek bilmez bir satranç oynuyorlardi sanki. Her hamle ötekinin oyununa göre, ona karsi tasarlaniyordu. Hiçbir sey dogal seyrinde degildi artik, iki insan birbirini belirleyen davranislarin tutsagi olmus, kendi isteklerinden, kendi yüreklerinden vazgeçmislerdi. Bir gün beni aradiginda orada sabah oluyordu. Çok içmisti. Artik bittigini söyledi. Yorgundu. Mutsuzdu. Oyunu terk edecekti. "Biliyor musun, dedi, "ait oldugum yeri kaybettim, ondan ayrilmakla aslinda dünyaya baktigim sabit noktayi yitirdim. Biz erkekler korkagiz. Hep disimizda bizi bekleyen bir dünya oldugunu düsünüyoruz. Gerçek bir kadinin duygularina karsilik veremeyecek kadar sefiliz." Simdi bir baskasiyla birlikteydi. Sakin, huzurlu bir yasam. Yasamina karismayan, kendi dünyasi olan bir kadinla... "Ask romanlari yazmak kolay degil, bir ise yara da bana akil ver," dedi güldüm, "Onu hâlâ çok seviyorum, ona hiç anlatamadigim kadar çok seviyorum, ama geri dönmeyecegim, çünkü biz bir araya gelemeyecek iki kisiyiz. Simdi söyle bana, ne yapayim?" "Dogru söylüyorsun," dedim, tutkulu bir kadinin duygularina karsilik vermeyi asla ögrenemeyecegiz." Yaziyi Ozlen gondermisti, tesekkurler Ozlen-Levent |