Fransız sosyologun doktora tezinde ilginç saptama: "Onlar Türkiye'nin yeni azınlığı"
3 Aralık 1997 tarihli, 334. sayımızda Philippe - Schmerka Blacher adlı Fransız sosyoloğun "Türkiye'de eşcinsellik" konulu bir tez hazırladığını duyurmuş, onun ilk izlenimlerini aktarmıştık. Fransız hükümetinin finanse ettiği bu tez tamamlandı. Şaşırtıcı sonuçları yine Aktüel'de...
- Ciddi bir gay hareketi doğuyor ve giderek daha fazla Batı modeline yaklaşıyor. 80'lerin başında yavaş yavaş başladı, şimdi yayılıyor. Üstelik açık bir hareket bu. Sanatçılar, yazarlar var. Bu insanlar cinselliklerini daha kolay yaşıyor artık. "Lambda" hareketi bu gelişmenin başını çekiyor. Eşcinsellik düşüncesini yapısallaştırıyor, her hafta toplantı düzenliyorlar. Eşcinsellerin internet'te sayfaları var. Bosna, Beyaz Rusya, Makedonya gibi bazı Avrupa ülkelerinde eşcinsellik karşıtı yasalar varken Türkiye'de yok. Eşcinseller ayrıca artık bir baskı grubu. Bunu şuradan da anlayabiliriz; Demet Demir'in ÖDP'den aday olması rakiplerinde tedirginlik yarattı, hemen ona karşı kampanya açıldı. Yaşanan başka bir gelişme de eşcinsellerin kendi içinde: Eskiden kimin aktif, kimin pasif olduğu önemliydi; şimdi partnerler arasında eşitlik var.
- Evet. Ve giderek daha çok Avrupalı ve Amerikalı Türkiye'deki homoseksüel hareketiyle ilgileniyor.
- Çünkü Türkiye çok farklı bir ülke. Müslüman ama, Arap değil. Gümrük Birliği'nde ama, Avrupa Birliği'nde değil. NATO'da ama, Kıbrıs problemi var. Bütün komşularıyla problemleri var. Ama Ortadoğu'da, İsrail'le birlikte en açık ülke.
- Bütün bu sebeplerden dolayı. Bir zıtlık ülkesi burası.
- Bana göre Türkiye'deki eşcinsel hareketine bakıldığında ülkenin hangi yöne doğru gittiği anlaşılıyor. Eşcinseller özgürleşiyorsa, Türkiye demokratikleşiyor ve Batı'ya gidiyor, diyorlar. Biz Avrupa'da özgürlükten bahsediyoruz ama unutmamalı ki, Türk kadını Fransız kadınından önce oy kullandı. Türkiye'de cinsiyetlerin eşitliği Atatürk'le başlıyor. Bugünkü eşcinseller de bu hareketin mirasçısı. Türk eşcinselleri bölgedeki diğer ülkelerin eşcinsellerinden, mesela Suriyeli, hatta Yunanlı bir eşcinselden çok daha modern, çok daha entelektüel, modayı daha çok takip ediyor. Türk sinemasında da benzer bir gelişme yaşanıyor. Önceki Türk filmlerine bakın. "Dönersen Islık Çal"da bir karikatürdür eşcinseller. Bir cüce, bir travesti, marjinal bir dünya... "Hamam"da ise senin benim gibi biridir o. Toplumun içinde yer ediniyorlar. Sarışın var, esmer var, kadın var, erkek var; eşcinsel var...
- Avrupa veya Amerika'yla kültürel, bilimsel ve sportif ilişkileri var. Geçen sene Amsterdam'da "Gay Games" (Gay Olimpiyatları) düzenlendi. Türk sporcular da vardı. Ama önemli olan bugünkü gay imajı. Bundan 10 yıl önce, gay komik, kadınsı, gülünç bir imaja sahipti. Şimdi artık ciddi bir imajı var. Bir önceki kuşak, yani anne babalarınız eşcinsel dendiği zaman ya sapık der ya da gülerdi. Şimdi bu bitti. Gençler ise tümüyle normal karşılıyor, "Olabilir" diyor.
- Evet. Çünkü eşcinsel artık komik bir şey değil. Ve yavaş yavaş politize oluyor. ABD'de aynı zamanda ekonomik bir toplumdur eşcinseller. Gay bankaları bile vardır. Türkiye'de yakında bu da olacak. Gay'ler de tüketici çünkü. Bir müddet sonra ekonomik bir lobi oluşturabilirler. Ve kapitalist bir sistemde yaşadığımız için bu rolleri onları daha da önemli hale getirir. Polisin gay'lere karşı tutumu bile yavaş yavaş değişiyor.
- Yaklaşık 200. Tezimde bunların 12'sinin tanıklığı var.
- Hayır. Çünkü her tür toplulukta eşcinsel var. Postanede çalışan memur, fahişe, öğrenci, doktor... Ama sanat, moda, tekstil dünyasında daha yoğun olduğunu söyleyebilirim. Tezimi hazırlarken eşcinsellerden korkulduğunu da gördüm. Çünkü insanlar bilmiyor. Avrupa neden İslamcılar'dan korkuyor? Çünkü tanımıyorlar. Tanımaya başladığınız zaman onları seviyorsunuz.
- Evet. Herkes tarafından paylaşılmayan bir dil var burada. Gizli kalmak, korunmak için. Öbürleri anlamadan anlaşmayı sağlıyor. Eskiden biri Yunanistan'da (Kalyarda), diğeri İngiltere'de (Polari) olmak üzere bu tür iki dil vardı. Şimdi sadece Türkiye'de kaldı.
- Evet. Bu çok ilginç. Çünkü bu aslında yeni bir dil değil. Etimolojik olarak incelediğimizde, Çingene dilinden, Rumca'dan, Arapça'dan gelme kelimeler var. Demek ki bu, İstanbul'un gerçek bir kültür karışımı olduğu döneme dayanıyor. Tarihsel kökeni var. Ve bu dil gerçekten Cumhuriyet'e direnmiş. Çünkü Cumhuriyet'ten önce oluşmuş bir dil ve hâlâ yaşıyor.
- Cumhuriyet'ten önce gizli bir dil olduğu için, Cumhuriyet'ten sonra da gizli kalmış. Bence bu, Osmanlı'nın kültürel mirası. Kökeni 17. yüzyıla dayanıyor. O dönemde köçek ve tellaklar kullanıyormuş. Farklı kaynaklardan gelen bu dil bize Osmanlı'da bütün sosyal kategorilerde eşcinseller olduğunu gösteriyor. Osmanlı'nın çöküşüyle Anglosakson diller Türkiye'ye hükmetmeye başladı. Ama bu gay altkültür devam etti. Bu yüzden Cumhuriyet'e direnmeyi başarmış bir dil diyorum.
- Hayır, Cumhuriyet geldiğinde köçekler yasaklandı, tellaklar ortadan kalktı. Çünkü bunların iyi olmadığı, Osmanlı olduğu, Avrupalı olmadığı söylendi. Bu eşcinseller için çok zor bir dönemdi. Bir de darbe dönemlerinde bu baskıyı yaşadılar. Darbe olduğunda onları sürüyorlardı. Çünkü asker bir "Türk erkeği" imajı oluşturmak istiyordu. Ve eşcinseller Türk erkeği olamazdı. Bu dönemlerde bu dil bir iletişim aracı olarak direndi. Şimdi daha özgür bir ortam doğduğu için, artık ortalıkta göründükleri için bu dile ihtiyaç azaldı. Yine de kullanılıyor ama.
- Mesela "koli kesmek" sevişmek demek. Fransızca'dan geliyor. "Hatay'a gitmek" masturbasyon anlamına geliyor. Neden? Çünkü Hatay'ın plakası 31. "Çark etmek" tavlamak. Erkeklere veya kızlara bakmak. "Güllüm etmek" eğlenmek, dansetmek.
- Avrupa'da tartışılan, eşcinsellere verilmesi gereken bazı haklar yakında burada da tartışılacak. Miras, evlenme gibi. Türkiye bence, Ortadoğu'da bu alandaki ilk Müslüman ülke olabilir. Hatta belki Avrupa'nın bile önüne geçebilir.
KÜRŞAD OĞUZ