Official
Web Presentation of
Oktay Ahmed
SAMPLE WORKS
LİMONLU ESPRESSO Karamurathanoğullarından Ercan, elinde parlayan ayakkablarıyla kapının eşiğinde belirdi. Yukarıdan inen komşusuna selâm vermek istedi, komşusu sabahın bu saatinde ana-babasını tanımadığı için geçti, selâm vermedi. Olsun dedi ve çıktı. Atına bindi. Trafik hayli sıkışıktı, sinyallerinde ise pil kalmamıştı. Yavaş yavaş ilerlerken, radyonun bir önceki günden beri açık kaldığını farketti. Sinirlenmedi. Dudağının bir ucu azıcık yukarı kalktı. Karşıda kadın polis vardı. Geçti. Atını, teneke yığınının bir deliğinde bağladı. Kıpçak atlarına benziyordu. Fesini düzeltti. Püskülünü sol tarafa çekti. Hüküm elindeydi. Fermanı vardı. Rengâ renk çiçeklerden geçerken, hepsinin sunî olduğunu anlayınca, içi bir ah çekti bu defa. Cama, Sultan'ın vezire ihtiyaç duyduğunu bildiren bir ilân asılmıştı. Adresi kaydetti. Biraz ötede yağmur yağıyordu. Bir adım geri attı. Burada hâlâ güneş kavuruyordu. Mağazadan şemsiye satın aldı. Açtı ve yağmur yağan tarafa geçti. Dikkatlice ilerledi. Kaldırımın sağ tarafındaki "The Cafè" kahvesine girdi. Barda oturdu. Garsona işaret verdikten sonra, fesini çıkardı. Karşısında duran adama, zayıf bir Fransızcayla: - Limonlu bir espresso, lütfen. ESKİ SPOR AYAKKABLARI Gündoğarken elini sıktı ve beraber balkondan aşağı fırladılar. Yeşim gözyaşlarını gülümsemekle değiştirdi. Mini giymişti. Böyle manevralara da alışmamıştı. Bakımlı vücudu gayri meşru hareketleri sevmezdi. Öte yandan, köyden gelmiş Mahmut, sert eliyle kızı çekiyor, kimseye rastlamamaları için, "operasyonu" daha çabuk noktalamaları doğrultusunda çaba sarfediyordu. Dut ağacının dalı kırıldı. Yeşim yere öyle bir yapıştı ki, yanağı ve burnu kanlar içinde kaldı. Mahmut diğer bir dala kenetlemişti parmaklarını. Bir iki saniye konsantre olduktan sonra, kendini yere attı. Kedi, sırt üstüne düşmediği gibi, Mahmut da öyle düşmedi. Elleri fil sırtı gibi sertti. Pencereden birinin başı göründü. Mahmut çabucak Yeşim'i elinden çekerek, yan duvarların arkasına saklandı. Yeşim'in durumu perişandı. Mahmut komik olarak nitelendirdiği bir takım sözleri Yeşim'in kulağına söyledi, ancak kızın aklından şu an şaka geçmiyordu. - Pencerede Cafer Amca mı? - Hayır. Cafer'in yaşlı babası. Zaten o bir şey görmez. Ay da bu akşam görünmedi şansına. - Lânet olsun! - Ne oldu Yeşim? - Eski spor ayakkablarımı giymişim. Yeşim'in yüz ifadesini görecektiniz. |
visitors since
April 05, 2001.
All materials
presented here are copyrighted.
© Oktay
Ahmed, 1997-2001. <www.OktayAhmed.com.mk> <Oktay@OktayAhmed.com.mk>