Official Web Presentation of
Oktay Ahmed

SAMPLE WORKS

CV
Bibliography
Sample works
Pics
Links

Go to initial page

E-mail

 

SANAT ÜZERİNE BAZI YARI DÜŞÜNCELER

Dil, sembol sistemidir. Yazı ise, bu sistemi sembolize eden sistemdir. Edebiyat, yazıyı sanat derecesine yükselten bir daldır.

Sanat nedir? Neler sanat içine girer? Bu konuda sayısı bilinmeyen miktarda kâğıt tüketilmiştir, düşünceler ortaya atılmıştır, teoriler bilimsel enstitülerde ele alınmıştır, vs.

Sanat hakkında çok değişik düşünceler ortaya atılır. Neredeyse, sanat teorileri insan sayısı kadardır, belki.

Hemen başlangıçta kendi görüşümü söyleyeyim de, sonra tartışmaya devam edelim. Ben sanatın sadece az kişi tarafınca anlaşılabileceğine inanır, az kişi için yaratılmasından yanayım ve "kendim için sanat" ile "sanat için sanat" anlayışını benimsemişimdir.

Belli bir olgunun, düşüncenin, hareketin, sesin, işin herkes tarafınca aynı anlamda, aynı bağlamda ve değerde algılanması sanat olabilir mi? Ha, hiçbir şey herkes tarafından aynı algılanamaz denilebilir. Doğru. Ama, hepimiz aynı bir şeye sanat diyebilir miyiz? Ya da, hepimiz sanattır desek, gerçekten sanat mıdır?

Şöyle düşünelim: yediğimiz (merhum Barış Manço'nun dediği gibi) domates, biber, patlıcan, ya da ekmek, tuz, içtiğimiz su, vs.'ler sanat olabilir mi? Hepimiz aşağı yukarı ne olduğunu biliriz. Ama bu sanat mı?

Bir halk ozanı, alır eline sazını ve kent köy demeden her yeri dolaşır, gezer. Genelde buna sanat denir. Halkın en büyük bölümü buna bayılır. Sanat olduğuna inanır.

Bu gibi şeylerin herkes tarafınca aynı biçimde algılanması sanat mıdır? Ozanın yaptığı iş sanattır, burda tartışma yok. Ancak, sanatın halk tarafından gerçekten de o ayrıntılarıyla beraber, özelliğiyle, diğerlerden farklılığı, marjinal küçük konuların önemini kompozisyonda bulabilir mi? Kafasında renkli resimler doğar mı? Gezegenleri birbirine bağlar mı? O ortamdan kaybolup, başka bir ortama "uçabilir" mi?

Halk, ozanın sözlerine önem verir. Ağlar da, güler de. Asıl işin içine giremez.
Sanat çok, ama çok yüce bir şey. Herkesin anlayacağına inanmam.

Bunun aksini ispatlamaya kalkışanlara başka cevabım olur. O zaman her şey sanattır. Nefes alışımız, rüzgârda dalgalanan saçlar, bulutların şekilleri, odanın ortasındaki molekülün duvarlarla ona ilişkisi, gazete ilânları, 19-luda kavga eden Çingeneler, Bitpazarı'nda sigara satan ufak yaramazlar, çürük şeftaliler, spor ayakkabısı kopan çocuğun futbol oynaması, gazeteyi fişek biçimde pantolonunun arka cebine yerleştiren "zeki"ler, vs.

Bunların hepimiz için aynı veya aynıya yakın derecede değerleri yok mudur? Bunlar sanat mı? Hayır.

Sanat herkes tarafınca anlaşılırsa, sanat değildir. Neden dişçilik önemlidir? Sadece bazıları bu işi bildiği ve yapabildiği için. Ama, hepimiz kaşığı ağzımıza götürürüz. Her ne kadar ustaca, ayrı bir stille, çekici olmak niyetiyle bunu yaparsak yapalım, yine "ağıza kaşık girmek"tir. Sanat değeri yoktur.

Sanat, sanatçılar için yaratılmalı. Diğerleri bu seviyeye ulaşmak için çaba göstermeli. Eğer sanatçı halkın (mutlaka düşük) seviyesine düşerse, o toplumda ne ilerleme olabilir? Bunu önceden de yazılarımda dile getirmiştim, ama insanlar yine benimle tartışmaya girebiliyor. Halk sanatçının seviyesine ulaşmayı deneyecek, çabalanacak ki, ilerleme olsun. En başarılılar ileri gider. Sanat üstün bir kabiliyettir.

Sanat herkes için yaratılırsa, dışarıda, sokakta, bilmem nerde bakarsınız bir tanıdığınız yanınıza gelir ve "ayde be senda, şiir mi yazaysın" diyebilir. Resimleriniz için "Allaşkına, ne anlaysın te bu boyalardan" demez mi? Müziğiniz için "uykimi getırdi, koyver bişey cingırlaka" diyebilir.

Sanatın diğer şeylere karşı olan üstünlüğü korunmalı, sanat kalmalı. Sanat beyinde çok karışık düşünceler yaratır, üstün enerji harcanmasını ister, yerden uçmanızı gerektirir.

Etrafınıza sanat gözlüğüyle bakarsanız, gerçek dünyayı göremezsiniz. Sanat bu işte. Aynıysa, sanat değildir. Rüya da zaten sadece uykuda görülmez mi? Ama gerçek rüya.

Gerçek dünyada uyumadan rüya görürseniz, bu sanattır.

Bu konudaki ters düşünceler sadece bir noktaya ulaşabilir: ya dünyanın ve insanın çok azı sanattır, ya da her şey sanattır. Her şey sanat ise, neyden zevk alırız? O zaman sanatsızlık sanat olur.

Sanat ve sanatı anlayanlar çok az olduğu için, Yeni Dünya'da çok azımız yerimizi bulabiliyoruz.

Sanattan, şiirden, resimden, müzikten, tiyatrodan anlar gibi yapılanlar var aramızda. Hem de çok. Ama sanatımız var mı şu an? Var da, ne kadarı sanat? Sanattan anlamayanlar halkı nasıl yönlendirebilir?

Mesajımı yineliyorum: uyanın, arkadaşlar, tren gidiyor.

visitors since April 05, 2001.
All materials presented here are copyrighted.
© Oktay Ahmed, 1997-2001. <www.OktayAhmed.com.mk> <Oktay@OktayAhmed.com.mk>

1