Profesör
Kahle "Forschungen und Fortschritte" (" Forşungen unt Fortşritte" =
Tetkik ve terakkiler) mecmuasının Temmuz 1932 tarihli nüshasında bu mevzua dair bir
makale neşretti. Profesör A. Deissmann dahi 1933 senesi, Berlinde tab'olunmuş "
Forschungen und Funde im Serai" ( "Forşungen unt Funde im Seray = Saraydaki
tetkik ve keşifler) adlı bir tetkiknamesinde, Piri Reis haritasından bahsetti. Nihayet Profesör Kahle, " Die
verschollene Columbus - Karte von 1498 in einer türkischen Weltkarte von 1513"
("Di ferşollene Kolumbus -Karte fon 1498 in ayner türkişen Veltkarte fon 1513
" = 1513 tarihli türkçe bir dünya haritasında kaybolmuş 1498 tarihli Kolombos
haritası) adlı bir risale yazıp 1933 senesinde neşretti. Bu risale Piri Reis
haritasına dair hayli malûmatı ve haritanın iki fotoğrafisini ihtiva etmektedir [2].
Yukarda yazılan kısa
bibliografya gösteriyor ki Piri Reis haritası, coğrafya âlimlerini alâkadar etmiş ve
az zamanda bunun üzerine epey çalışılmıştır.
Millî tarih meselelerine
derin vukufla verdikleri büyük ehemmiyet malûm olan Türkiye Cumhuriyeti Reisi Kamâl
Atatürk, Piri Reis haritasını, Ankara'ya getirterek bizzat tetkik buyurdukları gibi,
Devlet Matbaasında faksimile usulile teksirini de emreylediler. Cumhuriyet Hükûmetinin
itina ve himmeti sayesinde en mükemmel matbaalar seviyesine ermiş olan Devlet Matbaası,
bu haritayı aslından farksız denebilecek bir surette tab'a muvaffak oldu.
***
Bu haritayı vücuda
getiren Piri Reis, XV inci asrın son rub'unda Türklerin Akdeniz Amirallerinden bulunan
meşhur Kemal Reisin kardeşi oğludur. Tarih, Piri Beyin en son resmî vazifesi olarak,
Kızıl Deniz ve Umman Denizi donanmalarının Amirallığını tesbit eder.
Piri Reis donanma
kumandanlığı vazifesini ifa ettiği gibi, o zamanın denizcilik ilimlerile de meşgul
olmuştur. Reisin denizcilik nazariyatındaki kudret ve meharetini, mevzubahsimiz harita
ile "Bahriye" adlı kitabı açık göstermektedir. "Bahriye"
Akdenizle o zamanlar Akdeniz kıyılarında bulunan şehir ve memleketleri tarif ve tersim
ettiği gibi, denizciliğe, gemiciliğe dair de mühim malûmat verir [3].
Piri Reis, haritasını 1513 senesi Gelibolu şehrinde inşa
ve tersim etmiştir ; ve bu tarihten dört sene
sonra, yani 1517 de, Mısır Fatihi Sultan Selim I e, Mısırda bulunduğu sıralarda
bizzat takdim eylemiştir.
Harita, parşömen üzerine, renkli olarak, itina ile yapılmıştır.
Piri Reis haritasının elde mevcut kısmı, büyük
kıt'ada bir dünya haritasının bir parçasıdır. Haritaya dikkatle bakanlar, şark
tarafı kenarlarındaki haşiyelerin yarı yarıya kesilmiş olduğunu göreceklerdir.
Bundan da istihraç olunabilir ki tekmil harita dünyanın o zamanlar malûm olan
kısımlarını, yani Avrupa, Asya ve Afrika ile Amerikanın keşfedilmiş parçalarını
göstermekte idi.
Müellif, haritasının bir haşiyesinde, haritayı telif
ederken görmüş ve tetkik etmiş olduğu haritaları tafsil ile beyan eder; Antil
kıyılarını tarif eden haşiyede işbu sahiller ve adalar için Kristof Kolomb'un
haritasından istifade ettiğini söyler; amcası veya dayısı Kemal Reisin yanında esir
olarak bulunan ve Kristof Kolomp ile üç defa Amerika'ya gittiğin ifade eden bir
İspanyol'un sefer hakkındaki rivayetlerini tespit eder; Cenubî Amerika sahillerine ait
haşiyelerde dört Portekiz'in yeni telif olunmuş haritalarını da gördüğünü beyan
eyler. Kristof Kolomb'un haritasından istifade ettiğini şu satırlarla anlatır [4]:
"Bu isimler ki mezbur Cezayir'de ve kenarlarında kim
vardır, Kolonbo komuştur ki anınla malûm oluna.... bu kenarlar ve Cezirelerde kim
vardır, Kolonbonun hartisinden yazılmıştır [5]. "
Eser büyük bir dünya haritası olduğu için eski
dünyayı gösteren birtakım haritaları da tetkik eylemiş, bilhassa kendi ifadesîne
göre "İskender zamanında" telif edilen haritaları ve "Mappamondo"
ları ve Müslümanlar [6] tarafından vücuda getirilen sekiz kıt'a haritayı tetkik ve
mütalea etmiştir.
Bizzat Piri Reis, haritasının ne yolda telif olunduğunu,
harita haşiyelerinden birisinde sarahatle anlatmaktadır :
"Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle telif olunduğunu
beyan eder. İşbu harti misalinde harti asır içinde kimesnede yoktur. Bu fakirin elinde
telif olup şimdi bünyat oldu. Hususan yirmi miktar hartiler ve Yappamondolar (Mappa
Mondo) dan - yani İskenderi Zülkarneyn zamanında telif olmuş hartidir ki rubu meskûn
anın içinde malûmdur; Arap taifesi ol hartiye Caferiye derler-anın gibi sekiz
Caferiyeden ve bir arabî Hint hartisinden ve dört Portukalın şimdi telif olmuş
hartilerinden kim Sint ve Hint ve Çin diyarları hendese tariki üzerine ol hartilerin
içinde mesturdur, ve bir dahi Kolonbo'nun Garp tarafında yazdığı hartiden bir kıyas
üzerine istihraç edip bu şekil hâsıl oldu; şöyle ki bu diyarın artisih bahriler
içinde nice sahih ve muteber ise, mezbnr harti de dahi yedi derya ile sahih ve
muteberdir."
Piri Reis haritasında asrın beynelmilel sayılan harita
an'anelerine riayet ettiğini "Bahriye" sinde hususî bir fasıl içinde
zikretmektedir : şehirler ve kaleler kızıl hatlarla, ıssız mahaller kara hatlarla,
döküntüler, taşlıklar siyah noktalarla, sığlık ve kumluk yerler kızıl
noktalarla, gizli kayalar ıstavroz işaretile gösterilmiştir.
Piri Reis haritasında dikkate şayan noktalardan birisi,
Afrika'nın Muhiti Atlasi sahilindeki mevkilere verilen adlardır. Babadağı, Akburun,
Yeşilburun, Kızılburun, Kozlukburun, Altınırmak, Güzel körfez.... gibi ki bunların
hepsi öz Türkçe'dir.
İkinci bir nokta da haritanın bir kopya olmayıp, muhtelif
haritalardan ve Reisin ve dostlarının müşahedelerinden istifade suretile yapılmış
orijinal bir eser olmasıdır.
Teessüf olunur ki elimizdeki bu pek mühim harita, ancak
bir parçadır ; başka parçaları kopup kaybolmamış olsa idi, 1513 senesinde
yapılarak eski ve yeni dünyayı bir arada gösteren Türkçe mükemmel bir harita
elimizde bulunmuş olurdu. Kristof Kolomb'un seyahatleri XV inci asrın son ve XVI ıncı
asrın ilk senelerinde (Kolomp dördüncü seferinden 1504 te dönmüştür) olduğuna
göre yeni keşiflerden pek az zaman sonra yapılan böyle bir harita, bütün dünya
kıt'alarını bir arada gösteren ilk haritalardan biri demektir.
Hasılı, XVI ıncı asrın başlarında tersim edilen bu
harita muhtelif noktai nazarlardan çok kıymetli bir Türk eseridir.
Piri Reis, haritasının kenar yazısında, Kristof
Kolomb'un haritasından ve Portekiz haritalarından istifade ettiğini söylüyor.
Kolomb'un şimdiye kadar bulunamamış haritasından istifade iddiası, şu suretle izah
edilebilir: Türk bahriyelileri, Akdeniz'in Garp havzasında 1501 senesi ettikleri bir
deniz muharebesinde İspanyol gemilerini zaptetmişlerdi; ve bu gemilerden birisinde
Amerika'dan getirilmiş eşya bulmuşlardı. Kristof Kolomp, malûm olduğu üzere,
üçüncü seyahatinden 1500 senesinde dönmüştü. Bu malûmata göre, Kemal Reis
tarafından İspanyol gemisinde zaptolunan eşya arasında Kristof Kolomb'un haritası da
bulunmuş olsa gerektir.
Amerika kâşifinin bu büyük keşfinden sonra tersim
ettiği malûm olan harita şimdiye kadar hiçbir yerde bulunmamış olduğundan, Piri
Reis haritası, Kolomb'un haritasına müteallik pek mühim bir memba demek olur.
Kıymetli bir âlim ve kartoğraf olan Türk Reisi, iddia ettiği veçhile, Kolomb'un
haritasını hakikaten elde ederek kendi haritasının çizilmesinde ondan istifade etmiş
midir? Meselesini uzun, derin tetkikeden Alman Profesörü Kahle, Piri Reis'in
iddiasının doğru olduğunu tespit etmektedir [7].
Türklerin medeniyetleri cihetinden de, bu harita büyük
bir ehemmiyeti haizdir. XV inci asır sonları ile XVI ıncı asır başlarında yeni
dünyanın keşfi, Osmanlı İmparatorluğu'nun menafiine doğrudan doğruya temas
etmediği halde, Türk âlimlerinin bu keşfi pek yakından ve çok alâka ile takip
etmiş olmaları, coğrafya ilminde ve harita tersiminde fevkalâde bir iktidar
göstermeleri [8], o zaman Türklerinin Avrupa medenî hareketleri içinde
bulunduklarını ispat etmektedir. Piri Reis'in yukarda zikrettiğimiz "Bahriye"
adlı kitabı da bu hususun başka bir delilidir; çünkü "Bahriye" o zamanlar
Akdeniz'e dair yazılan eselerin en mükemmellerindendir.
Piri Reis haritasındaki haşiyelerin bazıları pek kolay
okunamamaktadır. Haritayı mütalea edenlere kolaylık olmak için Cemiyetimiz
azasından, eski ve bozuk yazıları okumakta mümaresesi olan Bay Hasan Fehmi'den o
yazıların tetkikı rica edilmişti. Bay Hasan Fehmi çoğunu okumağa mavaffak oldu;
okuyamadıklarını da ayrıca işaret etti.
Haritanın garbı şimalî
kenarından başlanarak cenuba doğru inilmek, sonra çepçevre ve merkeze doğru
helezonî dolaşılmak üzere yazılar numaralanmıştır. Numara sırasile haşiyeler
aşağıya naklolunmuştur.
I - . . . . . . (Okunamıyor).
II - Bu diyarlar imaretliktir. Cümle halkı üryan
yürürler.
III - Bu diyara Antilya vilâyeti derler. Gün batısı
canibidir. Dört cins tuti olur imiş, ak, kızıl, yeşil, kara. Halkı tuti etini yerler
ve taçları cümle tuti yünündendir. Bunda bir taş olur, siyah mehenk taşına benzer,
halkı nacak yerine anı kullanırlar imiş. Gayet te berk taş olduğunu . . . . . . ;
biz ol taşı gördük.
(Not - Piri Reis Bahriyesinde der ki: "Akdeniz'de elde ettiğimiz düşman
kemilerinde hem bu tuti yününden olan külâhlardan bir tanesini ve mehenk taşına
benziyen taşı bulmuştuk.)
IV - |
(İşbu haritayı Kemal Reisin biraderzadesi
unvanile müştehir Piri ibni Hacı Mehmet 919 senesi muharreminde [ yani 1513 senesi 9
Mart ile 7 Nisan arasında ] Geliboluda tahrir eylemiştir. |
V - Bu fasıl işbu
kenarların vedahi cezairin nice bulunduğunu beyan eder.
İşbu kenarlara Antilya kıyıları derler. Arap tarihinin
sekiz yüz doksan altı yılında bulunmuştur. Amma şöyle rivayet ederler kim
Cinevizden bir kâfir adına Kolonbo derler imiş, bu yerleri ol bulmuştur. Meselâ
mezbur Kolonbonun eline bir kitap girmiş ki Mağrip Denizinin nihayeti yani gark (garp)
tarafında kenarlar ve cezireler ve türlü türlü madenler ve dahi cevahir dağı
vardır deyu bu kitapta bulur. Mezbur kitabı tamam mütalea ederek Cineviz ulularına bu
kaziyeleri bir bir şerh edip eydür : gelin, bana iki pare gemi verin, varayım, ol
yerleri bulayım, der. Bunlar eydürler: ey epter, Mağrip deryasının nihayeti payanı
ve haddi(mi) bulunur? Buharı zulmetle doludur, derler. Mezbur Kolonbo görür ki
Cinevizlerden çare yok, sürer, İspanya Beyine varır, hikâyeti bir bir arzeder. Anlar
dahi Cinevizli gibi cevap verirler. Velhasıl bunlara Kolonbo hayli ibram eder. Ahir
İspanya Beyi iki gemi verip bunun muhkem yarağın görüp eydür: ey Kolonbo, eğer
senin dediğin gibi olursa, seni ol diyara kapudan ideyin, deyip mezbur Kolonboyu Bahri
Mağribe gönderdi. Merhum Gazi Kemalin İspanyalı bir kulu vardı, mezbur kul Kolonbo
ile üç defa ol diyara vardım, deyu merhum Kemal Reise hikâyet edip eydür: evvel Septe
Boğazına vardık, dahi oradan gün batısı lodosun ikisinin ortasına... rast dört bin
mil yürüdükten sonra karşımızda bir ada gördük; amma gittikçe deryanın mevci
köpüklenmez olmuş, yani deniz sakin olup düzelmiş; ve Şimal yıldızı dahi -
bahrîler puslalarında gene yıldız derler - ol yıldız gide gide dolunmuş görünmez
olmuş; ve dahi eydür ki : bu tertipçe yıldızlar ol diyarda görünmez, gayri
tertipçe görünür, der. Andan evvel karşıda gördükleri adaya demir korlar, ol
adanın
halkı gelir, bunlara ok vurur, komazlar ki dışarı çıkıp haber soralar. Erkeği ve
dişisi el okun atarlarmış. Ol okun demreni balık süğüğünden; ve cümlesi üryan
yürürlermiş ve hem gayet... Görürler kim ol adaya çıkarmazlar, adanın öte
yüzüne geçmişler, bir sandal görürler; bunları görücek sandal kaçıp karaya
dökülürler. Bunlar sandalı almağa varırlar, görürler ki içinde adam eti var.
Meğer bunlar bu tayfa imiş ki adadan adaya çıkıp adam şikâr edip yerler imiş.
Mezbur Kolonbo bir ada dahi görüp ana varırlar, görürler kim ol adada ulu yılanlar
var. Ol yere çıkmadan hazer edip bir gayri adaya dahi varırlar. Demir korlar, on yedi
gün onda yatarlar. Bu adanın halkı görürler ki kendilere bu gemiden ziyan yok,
varırlar, balık avlayıp filikasile bunlara getirirler. Bunlar da hoş görüp anlara
sırça boncuk verirler. Meğer kim sırça boncuk ol diyarda muteber idiyin kitapta
bulmuş imiş. Anlar boncuğu görüp dahi ziyade balık getirirler. Bunlar daim anlara
sırça boncuk verirler. Bir gün bir avretin kolunda altın görürler, altın alıp
boncuk verirler. Bunlar eydür: varın, dahi altın getirin, size dahi ziyade boncuk
verelim, derler. Anlar varıp dahi vafir altın getirirler. Meğer bunların dağlarında
altın madeni varmış. Bir gün dahi birinin elinde inci görürler. İnciyi alıp boncuk
verirler. Bunlar görürler ki boncuk verirler dahi vafir inci getirirler. İnci bu
adanın kenarında bir iki kulaç yerde bulunurmuş ve dahi ol diyardan vafir bakkam
ağacını yükledip mezbur halktan ikisini alıp ol yıl içinde İspanya Beyine
getirirler. Amma mezbur Kolonbo ol kişilerin dilin bilmeyip işaretle alışveriş
ederlermiş. Ve bu seferden sora İspanya Beyi papaz ve arpa gönderip ekin biçim
öğredip kendi tarikıne koymuş; bunların bir veçle mezhepleri yoğmuş, hayvan gibi
üryan yürüyüp anda yatarlarmış. Şimdi ol diyarlar tamam açılıp meşhur
olmuştur. Bu isimler ki mezbur cezairde ve kenarlarda kim vardır, Kolonbo komuştur ki
anınla malûm oluna. Ve hem Kolonbo ulu müneccim imiş. Mezbur hartide olan bu kenarlar
ve cezireler kim vardır, Kolonbonun hartisinden yazılmıştır.
VI - Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle telif olduğunu
beyan eder.
İşbu harti misalinde harti asır içinde kimesnede
yoktur. Bu fakirin elinde telif olup şimdi bünyat oldu. Hususan yirmi miktar hartiler ve
Yappamondolardan - yani İskenderi Zülkarneyn zamanında telif olmuş hartidir ki rubu
meskûn anın içinde malûmdur; Arap tayfası ol hartiya Caferiye derler anın gibi sekiz
Caferiyeden ve bir Arabî Hint hartisinden ve dört Portukalın şimdi telif olmuş
hartilerinden kim Sint ve Hint ve Çin diyarları hendese tariki üzerine ol hartilerin
içinde mesturdur, ve bir dahi Kolonbonun garp tarafında yazdığı hartiden bir kıyas
üzerine istihraç edip bu şekil hâsıl oldu; şöyle ki bu diyarın hartisi bahriler
içinde nice sahih ve muteber ise, mezbur harti de dahi yedi derya ile sahih ve
muteberdir.
VII - Portukal kâfiri
rivayet eder kim bu yerde gece ve gündüz kısalıcak iki saat olur, uzayıcak yirmi iki
saat olur. Amma gündüzü gayet ıssı olup ve gecede gayet çiy düşer derler.
VIII - Portukal gemisi Hint
vilâyetine giderken muhalif rüzgâra duş gelir kenardan; bunu rüzgâr kenardan . . . .
. . . ken fırtınayile kıble canibine gittikten sora karşılarında bir kenar
görürler, anın üzerine yürürler... görmüşler ki hûp demir yerlerdir. Demir
korlar, sandalla kenara çıkarlar, görürler kim adamlar yürür, herbirisi üryan; ve
lâkin el okun atarlar, demrenleri balık süğüğünden. Bunlar anda sekiz gün
yatarlar, o halkla satı pazar ederler işareyile. Bu diyarları ol barça görüp
yazmıştır ki....çekip durur. Mezbur barça Hinde gitmeyip döner, Portukala varıp
haber verir.... Bu kenarları tafsilile yazarlar; anlar bulmuş (?) oldu.
IX - Ve bu diyarda ak
kıllı ve bu şekilli canavar ve dahi altı boynuzlu kâvlar olurmuş; Portukal kâfiri
hartilerinde yazmışlar....
X - Bu diyarda imaretlik
yoktur, cümle haraptır ve ulu yılanlar olurmuş ; ol sebepten Portukal kâfiri bu
kenarlara çıkmazlar imiş; ve hem gayet ıssılar olur imiş
XI - Ve bu dört pare gemi Portukal gemisidir. Hem şekli yazılmıştır. Mağrip
diyarından Habeş burnuna geçerler kim Hinde gideler. Şuluk üzerine yürürler. Bu
körfezi arkırı geçmeğe dört bin iki yüz mildir.
XIi - . . . . . . bu
kenarda bir kale
. . . . .
olur zira
. . . . .
iklimde altın
. . . . .
halat iledüp
. . . . .
nde ölçerler imiş
(Not - Bu beş satırın beherinin yarı yerlerinden eksik olması haritanın kesildiğine
en sarih delildir.)
XIII - Ve bir Cineviz
kükesi Flandırdan gelirken fırtına bulup önüne katar; zarurî giderken bu adaların
üzerine çıka varır, ve bu adalar bundan menkuldür.
XIV - Rivayet ederler kim
zamanı evvelde Sanvolrandan ( Santo Brandan ) derler bir papaz yedi deryayı gezmiş
derler. Mezbur bu baluğun üzerine uğramış kuru yer sanıp baluk üzerine ot
yakmışlar; baluğun sırtı kızıcak denize dalmış, bunlar sandala koyulmuşlar,
gemiye kaçmışlar. Bu ahval Portukal kâfirinden zikrolunmaz. Kadîm Pappa Mondalardan
mankuldür.
XV - Bu hurda adalara
Undizivercine deyu ad koymuşlardır, yani on bir bikr demek olur.
XVI - Ve bu adaya Antilya
adası derler. Canavar ve tuti ve bakkam gayet çoktur, veli imaret değildir.
XVII - Bu kenarları bu
barça fırtına ile gelip düştükde . . . . . . . . . . Adına Nikola di Cuvan derler.
Hartisine yazmış ki bu ırmaklar kim görünür ekseri hep altın toprağıdır. Suyu
kaçtıktan sonra kum içinden altın toprağını vafir devşirlermiş ; hartisinde ...
XVIII - Portukalın
fırtına bulup bu diyara gelen barçası budur. Tafsili kenarda yazılmıştır. (Not -
Bahsedilen tafsilât VIII numaradadır.)
XIX - Portukalkâfiri
burdan gün batısı canibine geçmez. O canip hep İspanyanındır.Bunlar kavil etmiştir
ki iki bin mil Septe Boğazının günbatısı tarafında sınır etmişlerdir. Portukal
ol canibe geçmez, amma Hint canibi ve cenup canibi hep Portukalındır.
XX - Ve bu karaveleyi
fırtına bulup geldi, bu adaya düştü; ismine Nikola Cuvan derler. Ve bu adada vafir
birer boynuzlu kâv çoktur. Ol sebepten bu cezirenin İzle (de) vaka derler, yani
sığır adası demek olur.
XXI - Bu Karavelenin
reisine Mesir Anton Cineviz derler, amma Portukalda büyümüştür. Bir ün mezbur
karavelesile fırtına bulup gelmiş, bu cezirelere düşmüş ; vafir zencebil bulup bu
adaları ol yazdı.
XXII - Bu denize Bahri
Mağrıp derler, amma Efrenç tayfası Mar de İspanya derlerdi, yani İspanya Denizi
demek olur. Şimdidek bu isimlerle meşhurdu. Amma Kolonbo ki bu deryayı açmıştır ve
bu cezairi ol malûmetmiştir, dahi Portukal kâfiri ki Hint diyarın açtılar, bu cümle
birbirile ittifak ettiler kim işbu deryaya yeni isim vereler. Bu deryanın adını
Ovosano (Oseano) kodular, yani Sağ yumurta demek olur. Bundan evvel fikirleri bu imiş ki
bu deryanın haddü payanı olmaya, ötesi zulemat ola-Şimdi gördüler kim bunca kenar
denizi kuşadıp durur; bu derya bir göl gibi olduğu için Sağ yumurta deyu ad
verdiler. Sah.
XXIII - Bu yerde bir
boynuzlu kâv olur ve hem bu şekilli canavarlar olur.
XXIV - Bu canavarın yedi
karış boyu vardır., gözünün aralığı bir kariştır; amma selimi nefs imiş.[9]
Türklerin XVI ıncı asırda ilme hizmetlerinin kat'î
bir vesikası olan bu haritanın basılmasını emir buyuran Hami Başkanımız Uluğ
Kamâl Atatürk'e Türk Tarihi araştırma kurumunun sonsuz şükran ve minnettarlık
hislerini arzederek, bu mukaddemeyi bitiriyorum.
Türk Tarihi Araştırma Kurumu
Başkanı
Yusuf Akçura
----------------------------------------------------------------------------------------
[1] Burada Piri Reis haritası hakkında yazdıklarım,
yalnız şahsî tetkiklerimin neticesi değildir; T. T. T. Cemiyeti İkinci Reisi ve
Millî Müzeler sabık Müdürü Bay Halil Ethem ve T. T. T. Cemiyeti Umumî Kâtibi ve
sabık Maarif Vekili Dr. Reşit Galip ile İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden M.
Fuat Köprülü, Maarif Vekâleti Kütüphaneler Müdürü Bay Hasan Fehmi ve Ankara
Etnografya Müzesi Müdürü Bay Osman Ferit lerin tetkiklerinden ve Almanyada Bonn
Üniversitesi Profesörlerinden Paul Kahle Cenaplarının Piri Reis haritasına dair
neşrettiği makalelerden istifade edilerek, kaleme alınmıştır. Ziraat
doktorlarımızdan Bay Hikmet de Prof. Kahle'nin bu meseleye ait son eserini Türkçeye
tercüme ve Dr. Wittek Piri Reis haritasının okunmasında ve bu izahnamenin dikkatle
tercümesinde hizmet ederek büyük yardımda bulundular. "Son Posta" gazetesi
muharrirlerinden İbrahim Hakkı Bey, gazetesinde Piri Reis haritasına dair geniş muhite
ilk malûmatı vererek, harita üzerine herkesin dikkat nazarını celbetmiştir. Bu kere
de harita haşiyelerinin doğru okunmasında cemiyetimize yardım etti.
[2]
Profesör Kahle'nin bu eseri Walter de Gruyter u.Co., Berlin und Leipzig, tarfından tabı
ve neşrolunmuştur.
[3]
Piri Reis, "Bahriye" sini mevzuubahsimiz olan haritasından sekiz sene sonra
müsvedde olarak Geliboluda hazırlamış, yedi sene sonra ıslah ve tebyiz ederek
İstanbulda Kanunî Süleymana takdim eylemiştir. Bu yazma eserin müteaddit nüshaları
İstanbul kütüphanelerinde ve bazı Avrupa kütüphanelerinde mevcuttur: İstanbul
kütüphanelerinden Ayasofya, Topkapı Sarayı, Nuru Osmaniye, Süleymaniye, Tersane,
Üniversite, Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa, Ali Emirî Efendi kütüphanelerinde
muhtasar veya mufassal bir, iki, hatta bazılarında üç nüsha vardır.
Avrupa kütüphanelerinden Dresden kütüphanesinde,
Bolonya Üniversite kütüphanesinde ve Parisin Millî kütüphanesinde de nüshaları
bulunduğu malûmumuzdur. İstanbul kütüphanelerinde bulunabilen mufassal nüshaların
en eskiden yazıldığı tahmin olunan ve en mükemmel ve kıymetlisi olan Ayasofya
kütüphanesinde 2612 numara ile mukayyet nüshadan faksimile edilerek basılan
"Bahriye" kitabı pek yakında intişar edecektir.
[4]
Piri Reis, "Bahriye" sinin mukaddemesinde haritalara dair izahat verirken kendi
haritası hakkında aynen şu satırları yazar:
"Bu fakir dahi mukaddema bir harti bünyat edip şimdiden olan hartilerden ez'afı
muzaaf ziyade türlü tasarruflar gösterip Hint ve Çin bahriyelerinin taze çıkan
hartileri ki Diyarı Rum'da kimesne anı bu zamandan malûm edinmemiştir, anları da bile
kaydedip merhum ve mağfur Sultan Selim Han Hazretlerinin babı saadetmaabına nefsi
Mısırda verilüp makbul olmuş idi."
[5] Bu kelimelerin altı bizim tarafımızdan çizilmiştir.
[6] Muahhar müsteşriklerin haklı olarak söyledikleri veçhile Arap medeniyeti
demek yanlıştır; İslâm medeniyeti demek lâzımdır; çünkü bu medeniyeti vücuda
getirenler, Arap lisanı kullanmakla beraber, hepsi Arap değildi; içlerinde Araplardan
ziyade Pers ve Türk vardı.
[7] P. Kahle, "Die verschollene Columbus - Karte von 1498" , Einleitung,
S, 9 - 10.
[8] "Bu harita Akdeniz üzerine mühim bir eserini bildiğimiz ve eserinin
içindeki malûmat ve haritalara göre cok şayanı itimat olan fevkalâde muktedir bir
Türk coğrafyacısı tarfından çizilmiştir. Mahallerinde yapılan en ince tetkikat
göstermiştir ki bu eserin içindeki malûmat hakikate tamamen tevafuk etmektedir."
P. Kahle, "Die verschollene Columbus- Karte von 1498", Einleitung, S.9.
[9]XXIII ve XXIV numaralı haşiyeler "Cihan Haritacılık Tarihi" adlı
mühim bir eser yazan ( bu eser henüz tabı ve neşrolunmamıştır) Erkânı Harbiye
Harita Umum Müdür Muavini Kurmay Albay H. Abdurrahmanın bu eserindeki okuyuşundan
iktibas olunmuştur. |