logo.jpg (12068 bytes)

SAYI 1

A4 Basılabilir format
corludA-sayi-1.zip

kamera1.jpg (25117 bytes)

GÖZETLENİYORUZ!!!


ÇORLUDA BİZİ GÖZETLEYEN BÜYÜK BİRADERİN KAMERALARIN YERLERİNİ VE ÖZELLİKLERİNİ AÇIKLIYORUZ!!!
Çorlu’da sokaklar kameralandırılıyor, gazetelerde de çıktı. Şehri asayiş berkemal kıvamına getireceklermiş. Dillendirdikleri gerekçeler ne olursa olsun, otoriteye karşı kıllanma halimizden ötürü çıktık şehri dolaşmaya; a be bu kameralar nerede? En azından birini tespit ettik.
Belediyenin üçüncü katında, soldan dördüncü penceresine, pencerenin sol alt köşesine dikkatlice baktığınızda sizi gizlice gözetleyen kamerayı göreceksiniz(şekildeki gibi). Çorluda bulunan yüzlerce kameranın içinde en önemlilerinden birisi olan bu kameranın görüş açıcı 120 derecedir. Otomatik zoom özelliği sayesinde bir saniye içinde 142 farklı noktaya odaklanıp, meydana gelen olağan dışı hareketlenmeleri fark edebiliyor, gerçekten. Son derece sessiz çalışan, küçük boyutlardaki bu kameranın ağırlığı 680gr ‘dır. Kamera, 2.4Ghz hızında çalışan bir bilgisayar tarafından kontrol ediliyor ve türk telekom tarafından sağlanan özel iletişim hattı vasıtasıyla görüntüler kontrol merkezine iletiliyor. Böyle sıra dışı özellikleri olan kameranın bu noktaya yerleştirilmesinin en büyük nedenlerinden biri olarak cumhuriyet meydanının bir buluşma yeri olarak kullanılması gösterilmektedir. Kim kimle, nerede, nasıl, ne amaçla, dondurma mı yiyor yoksa tavuk döner mi? Bu sorular birileri tarafından çok merak ediliyor demek ki.
Bu kamera sistemini finanse edenler bile yapılanlar karşısında ürkmüş durumdalar. X fabrikasının büyük ortaklarından M.K. geçen yıl bu sistem için yüklüce bir bağış yapmış. Bunun üzerine kıyak olsun diye M.K.’nin evinin bulunduğu sokağa beş ayrı noktada kamera yerleştirilmiş bulunuyor. Sürekli gözetlenmekten ruh sağlığı bozulan M.K. ve bu işe bozulan sevgili eşi H.K. ile bir süredir düzenli olarak kavga etmekteler. Söylentilere göre bazı kameraların K. Ailesinin evinin pencerelerine yöneltilmiş ve sürekli evin içini gözetliyormuş. Biz sadece duyduklarımızı söylüyoruz. Günahı söyleyenin boynuna. Kamera ile Gözetleme Sistem sorumlularından Mustafa Bey, “Kameralar, vatandaşlarımızın iyiliği için onları gözetlemekte. Hiç kimse bundan rahatsız olmasın. Yapılan video kayıtları numaralandırılıp kimsenin eline geçmeyecek şekilde arşivlenmektedir. Telefon dinleme sistemlerimiz de hazır. Kanunlarda yapılacak düzenlemeyi bekliyoruz. Bu telefon izleme cihazlarımızı da sisteme dahil edeceğiz.” Diyerek vatandaşların yüreğine su serpmiştir.

Halüsinasyon, komplo teorisi, korku ya da aklınıza ne geliyorsa onla tanımlayabilirsin bunları. yakında gerçekleşince şaşırma!

is.jpg (27602 bytes)


memet.jpg (18487 bytes)


BÇG
Biri Çorlu'yu Gözetliyor.

Yarışma tarihi: 2003 sonbahar-kış sezonu
Katılımcılar:
ben, sen, biz, siz
Düzenleyen ve düzenler:
o, onlar
Nasıl katılacaksınız:
Gündelik hayatınıza devam ederek
Yarışma konusu:
O ve onların yerleştirdiği ve yerleri belli olmayan kameraların gözetimi altında yaşayacaksınız. Ekstra bir şey yapmanıza hacet yok.
Puanlama:
Puanlama O ve onlar tarafından kendi kriterlerine göre yapılacak. En fazla eksi puan alan, herhangi bir an, herhangi birileri ( o ve onların adamları) tarafından alınacak ve ...
Ne kazanacaksınız :
Hiçbir şey
Ne kaybedeceksiniz :
Serbestliğinizi (1)
Katılım Ücreti :
Yok

Onların yarışması yerine biz bir yarışma düzenlesek nasıl olur diye düşündük. Adı bile var yarışmamızın;

BKA
Birileri Kameraları Arıyor

Yarışma tarihi: Hemen, şimdi
Katılımcılar:
Ben, sen, biz, siz... Hepimiz
Düzenleyenler:
Ben, sen, biz, siz... Hepimiz
Nasıl katılacaksınız:
Gündelik hayatınıza devam ederek. Ekstra bir şey yapmaya burada da gerek yok.
Yarışma konusu:
O ve onların yerleştirdiği yerleri belli olmayan kameraları bulmak, yok etmek imkanı varsa yok etmek, olmadı aşağıdaki e-mail adresimize yerini bildirmek. Belki birşeyler yapacak birileri çıkar.
Puanlama:
Boş verin, herkes yarışsın herkes eğlensin.
Ne kazanacaksınız:
Serbestliğinizi(2)
Ne kaybedeceksiniz:
Hiçbir şey
Katılım ücreti:
Onlar yapar da biz ücretsiz yapamaz mıyız dedik ve biz de ücretsiz yaptık.

Ayrıca her tahrip edilen kamera için birlikte kutlama yapabiliriz.

(1) Valla, 'özgürlüğünüzü' demek isterdik ama bu toplumda 'ben özgürüm' demek sadece reklamlarda karşımıza çıkan tanımlanamaz cisim diye düşünüyoruz.

(2) Valla bir önceki dipnotun aynısı.


KISMETSİZ BEDEVİ

Yeni bir şey değil gözetlenmek. Gezegene hakim olan makine yıllardır buna ince ayar çekmekle meşgul. Hakimiyetine halel gelmesin diye, kontrol edemediği en ufak bir noktanın dahi, onun için tehlike arz edeceğini bilerek çeşitli yöntemler geliştiriyor bu konuda. Konsolosluk kapılarında, havaalanlarında, marketlerde, metro girişlerinde, bankalarda, müzelerde ve daha bilmediğimiz bir sürü yerde gözetliyor insanları; potansiyel suçluları. İşin tuhaf yanı, gözetleme mekanizmalarını geliştirirken, insanları gözetlemeye de alıştırdı. Bir çok ülke TV sinde 'Biri Bizi Gözetliyor' gibi programların yer aldığı ve bu programların delice ve ilgiyle seyredildiğini hepimiz biliyoruz. Gözetlenmek 'normalleştirildi', ki gözetleyenler yaptıklarını meşrulaştırsınlar. Şimdi bunlara bir yenisi eklendi; kentin çeşitli sokak ve meydanlarına kamera yerleştirerek tüm kent ahalisi gözetim altında tutulacak. Tek başına kamera yerleştirmekle kalmayacaklar. Tüm sokaklar telefon bazında ve bu telefona ait şahıslar olarak da kayda geçilecek. Yani biri polisi aradığında, hangi telefondan aradığı, kim olduğu, hangi sokakta oturduğu polis merkezinden izlenebilecek. Bunun yanı sıra kamera ile kurulacak görsel iletişim ile birlikte kusursuz bir denetim sağlanmış olacak. Telefon eden kişiye ait tüm bilgiler de alt başlıkta depolanabilir olacak; anası, babası, işi, özel hayatı, hobileri ve dahası. Sokağa konacak kamera tek başına bir şey ifade etmeyebilirdi belki. Ancak fişleme,  telefon ve bilgisayar desteği ile birlikte, kendimize ait olan her şeyi görmek, denetlemek ve yargılamak istiyorlar. Bizim açımızdan daha da beter olan şey bu denetleme projesi için seçilmiş olan pilot bölgenin Çorlu olması. Son yirmi yılda inanılmaz boyutlarda göç almış olan bir kentte yaşıyoruz. Bu göçün kente getirdiği sorunlar üzerine çeşitli şeyler söylenebilir kuşkusuz. Hemen her zaman es geçilen şey ise göç etmiş insanların haliyeti ruhiyeleridir. Çevremizde de gördüğümüz üzre kente gelen 'buralı' olmayan insanlar o kente pek sahip çıkma eğiliminde değildirler. İş derdi, barınma sorunu, çevre tarafından dışlanma gibi dertler insanlara yaşadığı kentin sorunlarından uzaklaştırır. Sonuçta da kentin sorunlarına sahip çıkmaz, ne de olsa 'buralı' değildir.  Ekonomik sistemden ziyade toplumsal yaşam tarzı haline gelmiş kapitalizm, insan tekini her alanda duyarsızlaştırmaktadır. Oysa bu ülkenin neresinde yaşarsak yaşayalım başımıza benzer şeyler gelecektir. Burada doğup büyümüş olmasak da bu kent de yaşıyoruz. Buralı olmakla yükümlüyüz. Gözetleniyorsak da cümbür cemaat gözetleniyoruz.

Ve biz

hangi nedenle olursa olsun

gözetlenmek istemeyenleriz.

 

 

 

iletişim: corluda@yahoo.com

 

kadin2.jpg (35050 bytes)

"Kuşatıldık !"

Gobi Çölü'nün en ücra köşesinde bile özgür gökyüzünün altında gözetlenmeden huzurla sıçabileceğinden kesinlikle emin olma!


maymun2.jpg (20525 bytes)

Bütün savaşlar insan öldürmek içindir, bütün ordular profesyonel katillerdir. Bize vatan borcu olarak yıllardır yutturulmaya çalışılan şey bir avuç kapitalistin çıkarı için kendimizi ve çocuklarımızı feda etmemiz gerektiği.

YALAN !

Bu dünyada vatan denilen şey devletlerin çizdiği sınırlar içindeki sömürüden başka bir şey değildir.


cilet.jpg (23565 bytes)

 


tebe2.jpg (19249 bytes)

 


Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

İkincisinde daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz,

sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.

Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim,

seyehat ederdim daha fazla.

Daha çok güneş doğuşu izler,

daha çok dağa tırmanır,

daha çok nehirde yüzerdim.

Görmediğim bir çok yere giderdim.

Dondurma yerdim doyasıya,

daha az bezelye.

Gerçek sornlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve

verimli kılan insanlardan olurdum.

Farkında mısınız bilmem,

yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar,

siz de an'ı yaşayın.

Hiç bir yere yanına;

termometre, su, şemsiye ve paraşüt

almadan gitmeyen insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim,

ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır, atardım.

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.

Bilinmeyen yollar keşfeder,

güneşin tadına varır,

çocuklarla oynardım, bir şansım daha olsaydı eğer...

ama işte, 85'imdeyim ve biliyorum...

Ölüyorum...

Jorge Luis Borges

 

 

1