
GÖZETLENİYORUZ!!!
|
ÇORLUDA BİZİ GÖZETLEYEN
BÜYÜK BİRADERİN KAMERALARIN YERLERİNİ VE ÖZELLİKLERİNİ AÇIKLIYORUZ!!!
Çorlu’da sokaklar kameralandırılıyor, gazetelerde de çıktı. Şehri asayiş
berkemal kıvamına getireceklermiş. Dillendirdikleri gerekçeler ne olursa olsun,
otoriteye karşı kıllanma halimizden ötürü çıktık şehri dolaşmaya; a be bu
kameralar nerede? En azından birini tespit ettik.
Belediyenin üçüncü katında, soldan dördüncü penceresine, pencerenin sol alt
köşesine dikkatlice baktığınızda sizi gizlice gözetleyen kamerayı
göreceksiniz(şekildeki gibi). Çorluda bulunan yüzlerce kameranın içinde en
önemlilerinden birisi olan bu kameranın görüş açıcı 120 derecedir. Otomatik zoom
özelliği sayesinde bir saniye içinde 142 farklı noktaya odaklanıp, meydana gelen
olağan dışı hareketlenmeleri fark edebiliyor, gerçekten. Son derece sessiz
çalışan, küçük boyutlardaki bu kameranın ağırlığı 680gr ‘dır. Kamera,
2.4Ghz hızında çalışan bir bilgisayar tarafından kontrol ediliyor ve türk telekom
tarafından sağlanan özel iletişim hattı vasıtasıyla görüntüler kontrol merkezine
iletiliyor. Böyle sıra dışı özellikleri olan kameranın bu noktaya
yerleştirilmesinin en büyük nedenlerinden biri olarak cumhuriyet meydanının bir
buluşma yeri olarak kullanılması gösterilmektedir. Kim kimle, nerede, nasıl, ne
amaçla, dondurma mı yiyor yoksa tavuk döner mi? Bu sorular birileri tarafından çok
merak ediliyor demek ki.
Bu kamera sistemini finanse edenler bile yapılanlar karşısında ürkmüş durumdalar. X
fabrikasının büyük ortaklarından M.K. geçen yıl bu sistem için yüklüce bir
bağış yapmış. Bunun üzerine kıyak olsun diye M.K.’nin evinin bulunduğu sokağa
beş ayrı noktada kamera yerleştirilmiş bulunuyor. Sürekli gözetlenmekten ruh
sağlığı bozulan M.K. ve bu işe bozulan sevgili eşi H.K. ile bir süredir düzenli
olarak kavga etmekteler. Söylentilere göre bazı kameraların K. Ailesinin evinin
pencerelerine yöneltilmiş ve sürekli evin içini gözetliyormuş. Biz sadece
duyduklarımızı söylüyoruz. Günahı söyleyenin boynuna. Kamera ile Gözetleme Sistem
sorumlularından Mustafa Bey, “Kameralar, vatandaşlarımızın iyiliği için onları
gözetlemekte. Hiç kimse bundan rahatsız olmasın. Yapılan video kayıtları
numaralandırılıp kimsenin eline geçmeyecek şekilde arşivlenmektedir. Telefon dinleme
sistemlerimiz de hazır. Kanunlarda yapılacak düzenlemeyi bekliyoruz. Bu telefon izleme
cihazlarımızı da sisteme dahil edeceğiz.” Diyerek vatandaşların yüreğine su
serpmiştir.
Halüsinasyon, komplo teorisi, korku ya da aklınıza ne geliyorsa onla tanımlayabilirsin
bunları. yakında gerçekleşince şaşırma!


BÇG
Biri Çorlu'yu Gözetliyor.
Yarışma tarihi: 2003 sonbahar-kış sezonu
Katılımcılar: ben, sen, biz, siz
Düzenleyen ve düzenler: o, onlar
Nasıl katılacaksınız: Gündelik hayatınıza devam ederek
Yarışma konusu: O ve onların yerleştirdiği ve yerleri belli olmayan
kameraların gözetimi altında yaşayacaksınız. Ekstra bir şey yapmanıza hacet yok.
Puanlama: Puanlama O ve onlar tarafından kendi kriterlerine göre yapılacak. En
fazla eksi puan alan, herhangi bir an, herhangi birileri ( o ve onların adamları)
tarafından alınacak ve ...
Ne kazanacaksınız : Hiçbir şey
Ne kaybedeceksiniz : Serbestliğinizi (1)
Katılım Ücreti : Yok
Onların
yarışması yerine biz bir yarışma düzenlesek nasıl olur diye düşündük. Adı bile
var yarışmamızın; |
BKA
Birileri Kameraları Arıyor
Yarışma tarihi: Hemen, şimdi
Katılımcılar: Ben, sen, biz, siz... Hepimiz
Düzenleyenler: Ben, sen, biz, siz... Hepimiz
Nasıl katılacaksınız: Gündelik hayatınıza devam ederek. Ekstra bir şey
yapmaya burada da gerek yok.
Yarışma konusu: O ve onların yerleştirdiği yerleri belli olmayan kameraları
bulmak, yok etmek imkanı varsa yok etmek, olmadı aşağıdaki e-mail adresimize yerini
bildirmek. Belki birşeyler yapacak birileri çıkar.
Puanlama: Boş verin, herkes yarışsın herkes eğlensin.
Ne kazanacaksınız: Serbestliğinizi(2)
Ne kaybedeceksiniz: Hiçbir şey
Katılım ücreti: Onlar yapar da biz ücretsiz yapamaz mıyız dedik ve biz de
ücretsiz yaptık.
Ayrıca her tahrip edilen kamera için birlikte kutlama yapabiliriz.
(1) Valla, 'özgürlüğünüzü' demek isterdik ama bu toplumda 'ben
özgürüm' demek sadece reklamlarda karşımıza çıkan tanımlanamaz cisim diye
düşünüyoruz.
(2) Valla bir önceki dipnotun aynısı.
KISMETSİZ BEDEVİ
Yeni bir şey değil gözetlenmek. Gezegene hakim olan makine yıllardır buna ince
ayar çekmekle meşgul. Hakimiyetine halel gelmesin diye, kontrol edemediği en ufak bir
noktanın dahi, onun için tehlike arz edeceğini bilerek çeşitli yöntemler
geliştiriyor bu konuda. Konsolosluk kapılarında, havaalanlarında, marketlerde, metro
girişlerinde, bankalarda, müzelerde ve daha bilmediğimiz bir sürü yerde gözetliyor
insanları; potansiyel suçluları. İşin tuhaf yanı, gözetleme mekanizmalarını
geliştirirken, insanları gözetlemeye de alıştırdı. Bir çok ülke TV sinde 'Biri
Bizi Gözetliyor' gibi programların yer aldığı ve bu programların delice ve ilgiyle
seyredildiğini hepimiz biliyoruz. Gözetlenmek 'normalleştirildi', ki gözetleyenler
yaptıklarını meşrulaştırsınlar. Şimdi bunlara bir yenisi eklendi; kentin çeşitli
sokak ve meydanlarına kamera yerleştirerek tüm kent ahalisi gözetim altında
tutulacak. Tek başına kamera yerleştirmekle kalmayacaklar. Tüm sokaklar telefon
bazında ve bu telefona ait şahıslar olarak da kayda geçilecek. Yani biri polisi
aradığında, hangi telefondan aradığı, kim olduğu, hangi sokakta oturduğu polis
merkezinden izlenebilecek. Bunun yanı sıra kamera ile kurulacak görsel iletişim ile
birlikte kusursuz bir denetim sağlanmış olacak. Telefon eden kişiye ait tüm bilgiler
de alt başlıkta depolanabilir olacak; anası, babası, işi, özel hayatı, hobileri ve
dahası. Sokağa konacak kamera tek başına bir şey ifade etmeyebilirdi belki. Ancak
fişleme, telefon ve bilgisayar desteği ile birlikte, kendimize ait olan her şeyi
görmek, denetlemek ve yargılamak istiyorlar. Bizim açımızdan daha da beter olan şey
bu denetleme projesi için seçilmiş olan pilot bölgenin Çorlu olması. Son yirmi
yılda inanılmaz boyutlarda göç almış olan bir kentte yaşıyoruz. Bu göçün kente
getirdiği sorunlar üzerine çeşitli şeyler söylenebilir kuşkusuz. Hemen her zaman es
geçilen şey ise göç etmiş insanların haliyeti ruhiyeleridir. Çevremizde de
gördüğümüz üzre kente gelen 'buralı' olmayan insanlar o kente pek sahip çıkma
eğiliminde değildirler. İş derdi, barınma sorunu, çevre tarafından dışlanma gibi
dertler insanlara yaşadığı kentin sorunlarından uzaklaştırır. Sonuçta da kentin
sorunlarına sahip çıkmaz, ne de olsa 'buralı' değildir. Ekonomik sistemden
ziyade toplumsal yaşam tarzı haline gelmiş kapitalizm, insan tekini her alanda
duyarsızlaştırmaktadır. Oysa bu ülkenin neresinde yaşarsak yaşayalım başımıza
benzer şeyler gelecektir. Burada doğup büyümüş olmasak da bu kent de yaşıyoruz.
Buralı olmakla yükümlüyüz. Gözetleniyorsak da cümbür cemaat gözetleniyoruz.
Ve biz
hangi nedenle olursa olsun
gözetlenmek istemeyenleriz.
iletişim: corluda@yahoo.com
|
 "Kuşatıldık !"
Gobi Çölü'nün en ücra
köşesinde bile özgür gökyüzünün altında gözetlenmeden huzurla
sıçabileceğinden kesinlikle emin olma!

Bütün savaşlar insan öldürmek içindir, bütün ordular profesyonel
katillerdir. Bize vatan borcu olarak yıllardır yutturulmaya çalışılan şey bir avuç
kapitalistin çıkarı için kendimizi ve çocuklarımızı feda etmemiz gerektiği.
YALAN !
Bu dünyada vatan denilen şey devletlerin çizdiği sınırlar
içindeki sömürüden başka bir şey değildir.


Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz,
sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim,
seyehat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır,
daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya,
daha az bezelye.
Gerçek sornlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve
verimli kılan insanlardan olurdum.
Farkında mısınız bilmem,
yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar,
siz de an'ı yaşayın.
Hiç bir yere yanına;
termometre, su, şemsiye ve paraşüt
almadan gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır, atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.
Bilinmeyen yollar keşfeder,
güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım daha olsaydı eğer...
ama işte, 85'imdeyim ve biliyorum...
Ölüyorum...
Jorge Luis Borges
|