Uyku...

sevgili Ces,

Boğaz vapurunun hüzünlü dumanlar salıveren ince bacalarının neden o kadar narin ve kırılgan göründüğünü anlatırken ben, sen anla...

Kadınların kadınlarla, erkeklerin erkeklerle dans ettiği taşra düğünlerinde birdenbire nefes alamaz olursam, beni anla...

Kenar mahallelerde, mezarlıklarla içiçe geçmiş döküntü ahşap evlerin arasında yürürken içimi saran sıkıntıyı ucuz şarap içerek ve arkasına gizlendiğim kırık mezartaşını okşayarak giderirken, beni anla...

Uykunun en güzel yanı; boktan durumlarda büründüğüm kişilikle bir gün tekrar bürüneceğim kişilik arasındaki gözyaşartıcı uzaklığın unutulması kadar, duyduklarımla hiç duymadıklarımın, gördüklerimle hiç görmediklerimin, bildiklerimle hiç bilmediklerimin huzurla birbirine karışabilmesini bir kere daha anlamamdır...

tarihsiz

DöN !


Not : yazının yer aldığı kartpostal şöyle : 3-4 yaşlarında 1 çocuk muhtemelen cinsi terrier olan köpeğine sarılmış... ikisi de şahane 1 şekilde uyuyorlar... kartpostal acemice sonradan renklendirilmiş. 1