Merhaba
Bence Turkiye'nin onumuzdeki bes-on yillik sure icerisinde gundeminin
baslarinda yer alacak bir olayin ilk anlarini yasiyoruz. Tabii bahsettigim
kurulmasi istenen ve ihalesi onumuzdeki gunlerde yapilacak olan Turkiye'nin
ilk nukleer santrali.
Bu konudaki goruslerimi listeye atilmis bir mektubun isiginda anlatmak
istiyorum. Galiba bu konuda iki tur gorus var; birincisi biraz asagidaki
goruse sahip olanlar; yani Nukleer enerji ile calisan santrallerin yapilmasini
bir ihtiyac, hatta bir zorunluluk olarak gorenler, diger yanda da buna karsi
olanlar. Birinci goruse sahip kisilerin ortak olarak paylastiklari gorus
Turkiye'de hali hazirda varolan, ya da ileride(tam olarak kesin bir rakam da
verilmemekle birlikte) buyuk bir ihtimalle olusacak olan bir enerji sikintisi.
Bu gorusun dogru olabilecegini kabul etmekle birlikte bu acigi kapatmak icin
gerekli olan yolun sadece "nukleer" enerjiden gectigi konusunda fazlasiyla
suphem var. Konuyu ulkemiz acisindan ele dusundugumuzde, cok degil, uc-bes yil
oncesine kadar akarsuyu potasiyellerimizin, dolayisiyla da hidrolik
santrallerin ikibinli yillarin ortalarina kadar bizi idare edebilecegi
soylenmekteydi. Ama ne olduysa bu soylem tamamen ters bir istikamette degisti
ve kurtulusumuzun nukleer enerjiden gectigi gibi bir hava yaratilmaya
baslandi. Acaba bu degisikligin sebebi ne idi? Bilmedigimiz, gormedigimiz bir
sanayi hamlesi mi basladi, kimsenin bilmedigi yerlerde enerjiye ac dev
fabrikalar mi kuruldu? Uretimin gittikce azaldigi bir ulkede nasil olurda
nukleer santrallerin kurulmasini gerektirecek bir enerji acigi olusabilir?
Burada akla hemen su geliyor, herhalde ortalama gelir duzeyi artti(?) ve bu
artan gelirle birlikte insanlar daha cok elektrikle ev aletleri aldilar ve
boylece bir enerji sikintisi meydana geldi. Keske dogru olsa...
Nukleer santralcilerin diger ortak bir yani "en iyi enerji elde
etmenin yolunun atom enerjisi" oldugunu savunmalari. Sayilarindan pek emin
olmamakla birlikte Bati Avrupa'da, Amerika'da ve bazi gelismis ulkelerde bu
santrallerden mevcut oldugunu biliyorum. Bu santrallerin bir "ihtiyac" sonucu
ortaya ciktigi muhakkak. Ama benim burada aciklik getirilmesini istedigim "en
iyi" ile ne kastedilmek istendigidir. Burada iyi ucuzu mu, kolayi mi, pratigi
mi, en zararsizi mi anlatiyor? Eger en iyi enerji uretme yolu atom enerjisi
ise bu devletler niye yeni, alternatif enerjilerin bulunmasi-gelistirilmesi
icin her yil milyarlarca dolarlik bir AR-GE fonu ayiriyorlar?
Burada dikkati ceken, onemle uzerinde durulmasi gereken bir konu da, bu santrallerin bahsedilen ulkelerde uzun bir sureden beri yapilmamakta olmasi. Birakin yeni santrallerin yapilmasini, bircogu bes yillik, on yillik planlar dahilinde bu santralleri kapatiyorlar ve Nukleer enerjiyi "terk ediyorlar". Acaba Turkiye'de nukleer santral kurmak isteeyenler bunun sebeplerini iyice arastirdilar mi? Kapatma sebepleri cevresel zararlarin, dogaya yaptigi veya yapabilecegi potansiyel yikimlarin yaninda atiklarin depolanmasindan, korunmasindan dogan asiri maliyetler olabilir mi? Eger bu dogruysa, saglam bati ekonomilerinin bile finanse edemedikleri bir sistemi, Turkiye gibi bir ekonomiye sahip bir ulke nasil olacak da yurutebilecek?
Nedense nukleer santrallerin insaasi sadece gelismekte olan ulkeler
icin soz konusu oluyor. Acaba kurulmasi yuzmilyarlarca dolari gerektiren bir
bu santrallerin bu ulkelerde ortaya cikmasi, kendi ulkelerinde is yapamayan
firmalara yeni pazarlar mi saglamak? Turkiye'de yapilmak istenen ihaleye
katilmasi beklenen firmalarin sayisinin 100'un uzerinde olmasi bunu mu
gosteriyor?
Gene soylenen, nukleer santrallerde kaza olmasi ihtimalinin cok dusuk
oldugu ve asagidaki "cevreci-nukleerci"(????)(cevre bakanina ne kadar cok
benziyor) yazdigi gibi sadece Cernobil'de oldugudur. "Bilinen" onemli tek
kazanin Cernobil oldugu dogru olabilir, ama bilinmeyen daha baska kazalarin
olmadigi ne malum. Hatirlanacak olursa Sovyetler Birligi olayi saklamaya
calismis, ama Isvec ve Finlandiya'daki uyari sistemleri olayi dunyaya
bildirmisti. Buradan hareketle devletler kendi ulusal cikarlari ugruna bu tur
cok ciddi kazalari bile saklayabiliyorlar. O yuzden tek ciddi kazanin Cernobil
oldugunu soylemek bence biraz eksik olur.
Ozellikle ulkemiz icin yaratilmak istenen bir durumda santralin yeri
ile ilgili. Bilincli ya da bilincsiz, santralin yol acabilecegi zararlar bir
kenara birakilip, kitlelerin, yeri gibi onemsiz bir konu uzerinde
yogunlasmalari amaclaniyor. Boylelikle de santralin "yeldegirmeni" gibi masum
bir poza burunmesi amaclaniyor. Sanirim bu konuda amaca da ulasiliyor.
"Cevreci-nukleerci" dostumuzun sozlerine kulak verirsek bunu daha yakindan
gozleyebiliriz:
> > Bir de onemli olan nokta $u.Santralleri bazi cikarlar ugruna gidip
> > de en guzel doganin icine kurmak hangi akla hizmettir?
Sonuc olarak, bence, eger Turkiye'de bir enerji acigi varsa, bunun
giderilmesi icin oncelikle bu enerji ihtiyaci tarafsiz ve tamamen bilimsel
verilere dayanarak belirlenmeli, ulkemizdeki her turlu, enerji uretimine
katkida bulunabilecek kaynaklar arastirilmali, potansiyeller belirlenmeli, bu
veriler isiginda bir yol izlenmelidir. Daha yasanabilir bir doga icin bunun
gerekliligine inaniyorum.
Saygilar
Ali Turk
> Selim VANLI
> lvanli@bilgi.lib.hun.edu.tr