Sicak ic ve dis politik gelismelerin yasandigi, tozun dumana katildigi bu donemde doga karsiti bir cok karar aliniyor, yasa cikartiliyor. Bunlardan en sonuncusu turizme acilmasina karar verilen SIT alanlari. Bu paylasim kavgasinda, herhalde var olan alanlar yetmedi, daha fazlasi isteniyor. Bu rant kavgasina karsi mucadele etmesi gereken Cevre Bakanligi ise pasif kaliyor.
Bakanlar Kurulu tarafindan kabul edilen en son kararname, tam 12 ildeki 19 koruma altindaki alani imara, yani betonlasmaya aciyor. Bu karar ile bu bolgelerdeki agaclar kesilecek, dogal yasam zarar gorecek. Amac cok acik; turizm gelirlerini arttirmak. Bu dava ugruna kiyilar, ormanlik alanlar ve hatta yaylalar feda ediliyor. Soz konusu duruma en sert tepkiyi ise Dogal Hayati Koruma Dernegi(DHKD) veriyor. Bu orgut, en son alinan kararin hic bir bilimsel arastirma yapilmadan alindigini soyluyor. Kastettikleri sey, turizme acilan bu bolgelerdeki yapilasmanin cevreye olasi olumsuz etkilerinin gozardi ediliyor olmasi. Ayni orgut, uygulamanin Turkiye'nin de imzaladigi, 1992'de Riyo de Jeneryo(Rio de Janerio)'da kabul edilen Orman Bildirgesi'ne, hatta Anayasa'ya aykiri oldugunu iddia ediyor.
Burada daha carpici bir nokta daha var; sozkonusu kararnameyi durduracak olan Cumhurbaskanligi makami, SIT alani olan Istanbul'daki Huber Korulugu'nda, Koruma Kurulu'ndan izin almadan "Ek Hizmet Binasi" yaptiriyor. Bogazici Imar yasagini delmek icinde bu bina "Askeri Savunma Tesisi" olarak gosteriliyor. Sonra da bazilari bu ulkede her seyin iyiye gittigini, daha da iyi olacagini soyluyor! Bence bu tablo karsisinda umutlu olmak cok zor gorunuyor.
Saygilar
Ali Turk
_