SAHİBİNİ ISIRAN KÖPEK ?
Buna inanmadan önce niçin doğru soruya doğru cevap aramıyoruz?
Dürüst olalım. Sahibini ısıran köpeklere rastlanıyor gerçekten; ama gerçekten
sahiplerini mi ısırıyorlar? Yoksa bizim sözlüklerimizdeki sahibin karşılığı
bazı durumlarda onlarınkine hiç girmemiş midir bile?
Çıktığı koltuktan sahibinin tüm maskaralıklarına rağmen inmeyen; üstüne
üstlük kalesini kanının son damlasına kadar savunan bir Yorkshire Terrier
tanıyordum. Köpek adına tam da yakışır bir şekilde gerçekten de Efe’ydi. 3 kg
bile gelmediğinden ortalarda hırlayarak dolaşan bu küçük efe sahipleri tarafından
anlayışla karşılanabiliyordu; peki ya bunu yapan bir Alman Çobanı ya da Doberman
Pinscher olsaydı ? Sizce de 35 kg yeterince rahatsızlık verici bir unsur değil midir?
Burada doğru değerledirme her zamanki gibi yapılması gereken en önemli şeydir.
Yanlış sorulara yanlış cevaplar arıyorsanız malesef bundan gerçek anlamda tek zarar
görecek köpeğin kendisidir. Çünkü siz köpeğinizden kurtulurken o güvenilmez
saldırgan köpek damgasını taşımak zorunda kalacaktır. Şimdi gerçek suçluyu
belirleyelim.
Köpeklerin davranışlarını değerlendirmede en doğru ve bilimsel yol ataları
kurtların toplumsal yapıları hakkında bilgi sahibi olmaktan geçer. Bir liderin
çevresinde uyum içinde yaşayan kurtlar gibi köpekler de hiyerarşik olarak yerlerinin
belirgin olduğu bir aile ile yaşadığı zaman kendini mutlu hisseder. Toplumsal olarak
bulunduğu yerden emin olan bir köpek yaşam akışında büyük değişikliklerden
hoşlanmaz. Günümüzde bizler de evcil köpeğin sürüsünün yerini tutarız. Aile
içinde lider biz değil de o olacak olursa gerektiğinde pozisyonunu korumak için
mahiyetindekileri çeşitli dozajlardaki gözdağı verimleri ile haddlerini bildirme
ihtiyacı duyabilir. Bu onun toplumsal düzen anlayışı için çok doğaldır. Gerçekte
köpeği insan yaşamına bu denli uyum içinde adapte eden özellikte bu aile
hayatıdır.
İnsanlar işlerin bu denli yoldan çıkmasına çoğunlukla istemeden yol açarlar. İlgi
için sürekli havlayıp bunun karşılığını alan köpek gelecek sefere ağzında en
sevdiği oyuncağını ısrarla kucağınıza bırakıp kendi insiyatifi ile oyuna
başlanmasını sağlayabilir. Bunda zeki bir maskaralıktan başka bir niyet görmeyen
bizler onun içgüdüsel olarak size karşı kazanmaya başladığını fark etmeyiz bile.
Bunun köpek farkında mıdır? Doğal mesajlarla bunu ona biz söylemeye
başlamışızdır aslında. Oyundan sıkıldığınızda oyuncağı kazanma hissi verecek
şekilde yine ona terketmek bir kez daha bir basamak tırmanmasına yol açar. Sahibi ile
aynı yatağı paylaşan köpekler kısa sürede yine iç güdüsel olarak kendilerini
lider konumundaki sahiplerine denk görmeye iter. Herşey tamamen doğal yollarla
olmaktadır. İnsan vermekte, köpek ise atalarından ona geçen algılama biçimiyle
almaktadır. Sonra öyle bir an gelir ki ağzından çok sevdiği bir oyuncak alnamaz
olur; komutları dinlemez; hatta sıkıştığında tehditkar olarak hırlamaya başlar ve
bir gün dişlerini kazandığı liderlik pozisyonunu korumak için kullanmayı bile
seçebilir. Ortada yanlış hiçbir şey yoktur. Elde ettiği hakkı korumaktan başka bir
şey yapmayan köpek, bizlerin onların davranışlarını okuyamamamızdan ve ister
istemez neden olduğumuz başta önemsiz gibi görülen sonuçlardan dolayı hüküm
giyer.
Bu durumda davranış uzmanlarının uygulanmasını tavsiye ettiği iki önemli yöntem
var: Birincisi hemen rutin itaat eğitimine geri dönülmesi. Her gün kısa seanslarla
“otur”, “bekle”, “buraya gel” gibi komutların üzerinden geçin. Amaç
bilgisini pekiştirmekten çok sizin komutunuzla hareket etmeye onu tekrar ikna etmektir.
İstediğini elde etmeden sizin için çalışması gerektiğini ona tekrar hatırlatın.
Örneğin yanınıza gelip oturmadan ona bisküvisinden vermeyin. Bırakın
kurallarınıza yavaş yavaş geri dönsün. Olumlu davranışlarını ödüllendirmeye
devam ederken disiplinli bir sevgiyle onun lideri olduğunuzu hissettirirn; fakat asla ama
asla despotlaşarak ona patronun kim olduğunu öğretmeye kalkmayın. Bu durumda tek
öğreneceği sizden korkmak ve güvenini yitirmektir. Tüm yapmanız gereken doğal; ama
bu sefer her birinin bilincinde olduğunuz yöntemlerle dostunuzun güvenilirliğini geri
kazanmaktır.
İkinci olarak davranış bilimciler köpeğinizin aile hiyerarşisinde en altta olduğunu
anlamasını sağlayacak birkaç önemli ve köpeğiniz için doğal mesajlar içeren
yöntemi de günlük rutininize eklemenizi tavsiye ediyor. Oyun sağlıklı bir ilişki
kurmada çok önemli bir rol oynar. Öncelikle oyuna başlayanın ve bitirenin yine sizin
olmanız kural koyucu olarak köpeğinizin size karşı olan saygısını arttıracaktır.
En sık işlenen hatalardan biri ise, ne yazık ki, köpeğinizle sert oyunlar oynamak
(güreşmek, sert bir cismi ısırtıp karşılıklı çekiştirmek gibi) ya da buna
cesaretlendirmektir. Bu, hem onun saldırgan yanını körükleyecek hem de size karşı
kazanma şansı olduğu mesajını en etkili ve doğal yolla ona iletecektir. Bunu daha
iyi anlayabilmeniz için oynayan iki köpeği seyretmenizi tavsiye ediyorum. Ne kadar uyum
içinde görünseler de birinin diğeri üzerinde daha dominat olduğunu hissedersiniz ya
da en başta sürekli oyun içinde birbirleri üzerinde hakimiyet kurmaya çalışırlar.
Bunu vücut dillerinden anlayabilirsiniz.
Köpeğinizi kızdırıp size ya da aile bireylerine karşı saldırganlık göstermesini
sağlamak zaten tamamen bahis dışı bir konudur. Kapıdan girip çıkarken önce size
yol vermesi gerektiğini veya yolunuzu kapatmışsa kalkıp size yolu açmasını
öğrenmesi de gerekiyor. Yemek vakti geldiğinde siz ailece yemeğinizi yedikten sonra
sırasını beklemesinde yine fayda var. Ayrıca belli sürelerde koltuğunuzu ya da
yatağınızı paylaşsa da muhakkak sizinkinden ayrı bir yerde kendine ait köşesinde
uyuması gerektiğinin özellikle altını çiziyorlar. Demokratik değil;ama adil
davranmanız sağlıklı bir ilişki kurmada önemli rol oynar. Onu çok sevmemiz evde
şımartılıp terör estirmesi anlamına gelmemelidir. Tıpkı küçük bir çocuk gibi.
Bir köpeğin ailesinden birini ısırması verebileceği en son tepkilerden biri tabiki.
Son haddeye ulaşmadan önce pek çok köpek çeşitli davranışlarla sizin liderlik
sınırlarınızı test edebilir. Çoğunlukla bizi en gereksinimimiz olduğu anlarda
duymazdan gelmeleri çevremizde rastlanan en yaygın işaretlerin başında gelir.
Uzmanların öne sürdüğü diğer nedenler ise psikolojik ve fizyolojik nedenlerdir.
Ciddi fiziksel acı çeken bir köpek kastı olmasa da tanıdıklarından birine karşı
saldırganlık gösterebilir. Dengesiz anne ve babadan üretilen veya yavruyken bilinçli
ya da bilinçsiz psikolojik tacize uğrayan köpekler aile hayatına, karşılaştıkları
beklenmedik olayların stresine v.b. uyum sağlayamayabilirler.
Irksal davranış özellikleri birbirinden büyük farklar gösterse de her köpek
dünyaya aynı öğrenme gözlüğü ile bakar. Onların öğrendiklerinden ve bunları
nasıl değerlendirdiklerinden ailesi ve büyük ölçüde eğiticisi olarak bizler
sorumluyuz. Tavrımızın onun için ne anlama geldiğini doğru değerlendirmek nasıl
bir köpek yetiştireceğimiz konusunda da büyük bir ipucudur. Her yavru sadece izin
verilen erişkine dönüşür.
İlker Ünlü, 1999