O gün aklınızın nerede olduğunu kendinize sorup dururken köpeğinizi belirsiz bir yolculuğa göndermeden önce dikkatlice cevaplamanız gereken iki soru var.
“NİÇİN” ve “NASIL” BİR KÖPEK
İSTİYORUZ?
Keşke bir köpeğin sahibinin yanında olma nedenlerinden emin olduğu kadar biz de
niçin bir köpek istediğimizden emin olabilsek. Genellikle içimizde daha çok sezgisel
nedenler vardır. Samimi olduğu sürece bunların en haklı nedenlerin başında
geldiğine inanıyorum. Köpeğini belli bir görevi yürütmesi ya da sadık bir
arkadaşa sahip olmak için isteyenlerin de doğru köpek sahibi olabileceğini var
sayabiliriz.
Gerçekte hayatımızı bir köpekle paylaşmaya karar verdiğimizde onla sağlıklı bir
ilişki kurmanın yolu şu iki soruyu cevaplamaktan geçiyor bana göre. Bir köpeği
“niçin” ve “nasıl” istiyoruz ? Niçin istediğimize dair soruların cevapları
ikincisine göre daha net doğal olarak. Bir bekçi ya da av köpeği gereksinimlerden
sadece ikisi. Daha derine inelim. Bir bekçi köpeği istiyorsunuz; ama daha çok
saldırganlık göstermeden yabancıyı havlayarak haber vermesi yeterli sizin için. Bir
Doberman ya da Rottweiler değil belki; ama dükkanda arkada çalışırken gelen
müşteriyi kovalamdan sadece havlayarak haber verecek bir Pomeranian bu göreve
gönülden talip olabilir. Ya av köpekleri? Sizce Cocker Spaniel ile İngiliz Pointer
aynı avın köpekleri mi? Pek avcılıktan anlamam; ama kulüplerine göre ırk
özellikleri tam örtüşmüyor. Çocuklarınıza oyun arkadaşı olarak Minyatür
Pinscher yerine Standart Schanzuer’a ne dersiniz?
Gelelim “nasıl” sorusuna. Köpekleri istediğimiz zaman düğmesine basıp kapatarak
ayak altından kaldırabileceğimiz bir çeşit eşya olarak mı görüyoruz yoksa asla
büyümeyecek üç yaşında bir çocuğumuz olduğunun en başından itibaren farkında
mıyız? Ailemizin bu yeni dostunun onun yaşamı boyunca davranışlarını etkileyecek
zorlu geçecek bir eğitim ve olgunlaşma dönemi olduğunu, yaşamının son gününe
kadar sürecek düzenli veteriner seyahatlarına ihtiyaç duyduğunu, gerek halınızın
üzerinde gerekse henüz üzerindeyken düzenli tüy bakımının göreviniz olacağını
şimdiden kendinize anlatmanız gerekiyor. Bu konuda kendinizin yanı sıra ev ahalisinin
de işbirliğine gereksiniminiz var. Diğer bir önemli konu ise her ay kira, elektrik/su
faturalarının yanı sıra onun mama ve olası diğer masrafları için de bütçe
ayırmanız gerekmesi. Özellikle bunu hiç de hafife almayın. Oğlunuzun okul gezisi ile
köpeğinizin sağlık sorunu arasında karar vermeniz bazen güç olabilir. Bu liste daha
bilinçli bir incelemeyle daha da uzatılabilir.
Bu soruyu en sağlıklı biçimde cevaplamanın yolu gerçekçi davranmaktan geçiyor.
Öncelikle yaşam tarzınız almayı planladığınız köpeğe uygun mu? Kaç kişi bir
Dalmaçyalı ya da Irlanda Setteri sahibi olacak kadar hareketli bir yaşam sürüyor ya
da hangimizin ev düzeni olarak dudaklarının iki yanından sevenlerinin gözünde sıra
sıra inciler sarkan bir mastifle yaşamaya elverişli ? Ya kişiliğimiz ve bir köpekle
daha önceki tecrübemiz ? Bizim için doğal olarak itaatkar bir ırk mı daha uygun
yoksa inatçı bir terrierden veya Chow chow ‘dan harika bir dost çıkaracak kadar
tecrübeli miyiz?
Bir köpekle yaşamaya karar verdiğimizde yaşamı tamamiyle bize bağlı bir canlı ile
bir birlikteliğin sorumluluklarının bilincinde olmamız gerekiyor. Öyle bir canlı ki
hayatındaki tek lüksün sadece bizim yanımızda olduğu bir hayat sürüyor. Bunu ne
demek olduğunun bilincinde değilseniz köpek yerine karşılığında size sonsuz bir
sevgi ve sadakatla bağlanmayacak cansız bir şeye sahip olun. Köpekler tüm bunlardan
çok daha fazlasını hakkediyor.
İlker Ünlü, Haziran 1999