SARI, KIRMIZI, YESIL RENKLERIN KÜLTÜRÜMÜZDEKI
YERI
Yeryüzünde yasamaya basladigimiz günden beri, dogadaki çesitli
renkler ve çiçekler, insanoglunun dikkatini çekmistir. Insanlarin baslangiçta zevk
unsuru olarak ilgi duyduklari renklerden bazilari, inançlara bagli olarak sembol degerler kazanmislar, birtakim
renkler de manevi ve milli degerlerin bir ifadesi olarak algilanmislardir.
Hayatin her alaninda insanogluna hitap eden ve onu degisik sekillerde etkileyen renk unsurlari, yararli
bir sekilde kullanildiklari gibi, istismar malzemesi de yapilabilmektedir.
Tek basina hiçbir anlam ifade etmeyen, ama kullanildigi malzeme ile birlikte mana ve etkileme
gücüne kavusan renklerin önemini kavrayanlardan ve istismar eden olusumlardan birisi de, Türkiye'nin
milli birlik ve beraberligini bozmayi amaçlayan PKK terör örgütüdür. Terör
örgütü, hedefine ulasmak ve taraftar kazanabilmek için, milletimizin zengin kültürel
unsurlarini istismar etmeye çalismaktadir.
Bu baglamda; sari, kirmizi ve yesil renklerin biraraya getirilmesinde de saptirma ve istismar girisimleri, özel
amaçlarla sasirtici ve yaniltici düzeyde olabilmektedir.
Türkiye'de yasayan tüm vatandaslarin paylastiklari bu kültürde "renk unsurunun"
izlerine söyle bir bakilinca, ibret veren tarihi, sosyal ve kültürel gerçekler hemen ortaya
çikmaktadir.
Kültürümüzün zenginligi, dünyanin önde gelen bilim adamlari ve arastirmacilari
tarafindan her platformda dile getirilmekte ve çalismalara kaynak teskil etmektedir. Zengin kültürümüz,
her alanda oldugu gibi, "renk" konusunda da kendini açikça ortaya koymaktadir.
A.Von Gabain, I.Laude'nin, "Türk lehçelerindeki çok sayida renk adlari arasinda kara, ak,
kizil, yesil ve sarinin her yerde yaygin oldugunu ve her sey için kullanildigini" tespit ettigine isaret
eder.
Göze hitap eden türlü güzellikte, renklerin büyük önemi oldugu için,
hayatlarinin her bölümünde renkleri en güzel sekilde degerlendirmesini bilen milletimiz, özellikle
sari, kirmizi ve yesil renklere tarihleri boyunca genis yer vermislerdir. Bu üç rengin, milletimizin
en eski dini inanislarindan kaynaklanan manevi anlamlari ve kazandiklari milli sembol degerleri olduklari bilinmektedir.
Bu renkler üzerine türküler yazilmis, siirler söylenmis, atasözlerine, manilere, ninnilere
konu edilmistir. Evler, saraylar, camiler süslenmis, bayrakta, sancakta, giyside, dügünde, halida,
kilimde, kisaca deger ve önem tasiyan her seyde bu renkler en güzel sekilde kullanilmistir.
Tarihimizin her döneminde kullanilan sari, kirmizi ve yesil renkler, milletimiz ve kültürü
açisindan "vazgeçilmezlik" özelligi tasimaktadir.
Tarihçiler, sari, kirmizi ve yesil renklerin, milletimiz için özel deger tasidigini
ve hatta sembolü olarak kullandiklarini anlatmakta ve bunun belirgin isaretlerini belgeleriyle ortaya koymaktadirlar.
Kasgarli Mahmut'un, XI. yüzyilda, Türk piyasalarinda alinip satilan Çin ipeklilerinden söz
ederken sik sik, sari, kirmizi ve yesil renkli kumaslardan bahsetmesi, bu renklerin, milletimizin günlük
hayatindaki yeri ve kültürüne yansimasini göstermesi bakimindan dikkat çekicidir.
Iranli Abdülcelil el-Kazvini de, 1161-1165 yillari arasinda yazdigi "Kitab'ün-Nakz"
adli eserinde, Büyük Selçuklu sancaklarinin sari, kirmizi ve yesil renkte oldugunu belirtmektedir.
Kazvini eserinde; "Görmüyor musunuz ki, Selçuklu melikleri ve sultanlari 100.000 kisilik
bir ordu toplasalar, o orduda siyah bayrak bulunmaz. Bunun yerine yesil, sari ve kirmizi bayraklarini kullanirlar.
Tabii bunu, halife ile halife olmayanlar arasindaki fark belli olsun diye yaparlar" demektedir.
Tarihi belgeler, tarihimizin çesitli dönemlerinde bu renklerin, bayrak, sancak ve özellikle
hükümranlik sembollerinde tek basina, ikili, üçlü, hatta dörtlü beraberlikler
veya eslemeler seklinde kullanildiklarini ortaya koymaktadir.
Sari, kirmizi ve yesil renkler, kültürümüzde çok degisik alanlarda ve yaygin
bir sekilde kullanilmistir. Toplumumuzun sembollerine deger ve anlam katan bu renkler; bayraklari, sancaklari sereflendirmisler,
askeri üniformalarda, rütbelerde, mehter takimi giysilerinde hep görülmüslerdir.
Padisah Sancagi'nda, Pasalara Mahsus Sancak'ta, Dört Bölükler Sancagi'nda, Gönüllü
Sancagi'nda, Silahtar Bölügü Sancagi'nda, Topçu Sancagi'nda, Sipahi Sancagi'nda, Yeniçeri
Sancagi'nda, Osmanli nisanlarinda (Nisan-i Ali Osmani) Mecidi nisanlarinda, imtiyaz nisanlarinda, ceket, setre
ve yagmurluk lambeselerinde, setre apoletlerinde, askeri teskilat kiyafetlerinin yakalarinda, kol alametleri ve
yen kapaklarinda da bu renkler hep kullanilmislardir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 28 Kasim 1920 tarihinde kabul edilen Istiklal Madalyasi
Kanunu'nun 5.Maddesi'nde yapilan düzenlemede; "Büyük Millet Meclisi üyelerine verilecek
madalyanin seridi yesil, cephede bulunanlarin kirmizi ve cephe gerisinde olanlarin beyaz olacak. Su kadar ki, mebus
olup da ayni zamanda cephede bilfiil hizmeti belgelenmis ve birinci madde geregince de madalya almaya hak kazanmis
olanlarin seridinin yarisi yesil, diger yarisi da kirmizi olacaktir" denilmistir.
Milletimiz, Nevruz (yeni gün) kutlamalarinda da, 21 Mart'ta, sari, yesil, kirmizi renklerin hakim
oldugu giysilerine bürünmekte, kopuzlar, tefler çalinarak, kirmizi kurdelali koçlar armagan
etmektedirler.
Anadolu'nun birçok yöresinin kiyafetlerinde bu renkler agir basmaktadir. Geleneksel Sögüt
Senlikleri'nde, bölge yörükleri ile Sanliurfa yöresinden katilan, Karakeçili Asireti'nin
genç kizlari, giysilerinde sari, yesil ve kirmizi renkleri bulusturmuslardir.
21 Mart Nevruz Bayrami da, sari, kirmizi ve yesil renkler de birbirlerinden ayri kültürel kimliklerin
veya milli kimliklerin göstergeleri degil, tam aksine, ayni kültürel ve milli kimligin vazgeçilemez
unsurlaridirlar. Nevruz'u bayram olarak kutlayan insanlarimiz da, sari, kirmizi ve yesil renkleri severek hayatlarinin
her alanina yansitan insanlarimiz da, ayni milli ve kültürel kimligin sahipleridirler.
Kültürümüzün sembolü olan bu renkleri, PKK terör örgütünün
sembolü haline getirme girisimleri sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Milletimiz, kültürünün
bir parçasi olan bu renklerden vazgeçmeyecegine göre, tarihten bu yana bayragina, sancagina,
giysisine, sanatina, evine, okuluna, camisine verdigi bu renkleri, bir terör örgütünün
sembolü olarak algilamayi her zaman reddedecegine göre, 21 Mart Nevruz (Yeni Gün) Bayraminda oldugu
gibi, sari, kirmizi, yesil renklere de milli kültürünün bir ürünü olarak sahip
çikacaktir.
Hem Nevruz Bayrami, hem de bu renkler, milletimizi birbirinden ayirmak, ayri kimliklere
bölmek, çatistirmak, kardes kani döktürmek için degil, birbirimize simsiki baglamak,
kaynastirmak, bütünlestirmek ve gelecege güvenle bakmak için kullanilmasi gereken milli ve
manevi simgelerdir. Birbirleriyle paylasacak degerleri çok olan insanlar, milletlesir, ayni milletin mensuplari
olma suuru kazanirlar, sonsuza kadar baris ve huzur içinde, kardesçe yasarlar.
Yillardir hayal pesinde kosarak, kendi kendisini aldatanlarin, düsmanlik tohumlari ekmeye çalisanlarin,
insanlarimizi kandirmaya güçleri yetmeyecektir. Çünkü zengin tarihimiz ve kültürümüz,
buna asla izin vermeyecektir.
Sair Remzi Saygili'nin sevgi ve kardeslige çagri (Nevruz) siiri, milletimizin duygu ve düsüncelerini en güzel sekilde ortaya koyuyor;
Nerede düsmanlik varsa, dilerim dost olsun,
Edirne'den Kars'a kadar sevgi günesi hep dogsun,
Vatan hepimizin, bizler bu vatanin evlatlariyiz,
Ruhlarimiz bahar melteminin coskusuyla dolsun,
Uzatalim ellerimizi, kardes olup, kosalim gelecek baharlara,
Zemin hazirlayip sevgi, baris, kardeslik, hosgörü dolu gelecek kusaklara...
KAYNAKLAR:
(1) A.ALFÖLDI, "Türklerde Çifte Krallik," II.Türk Tarih Kongresi,
20-25 Eylül 1937, Istanbul 1943.
(2) A.Von GABAIN, "Renklerin Sembolik Anlamlari," (Acta Orientalia Hung.T.,XV,1-3, 1962, Türkçe
tercümesi, Semih TEZCAN, Türkoloji Dergisi, C.3, DTCF.Yay., Ankara, 1968).
(3) Resat GENÇ, Türk Inanislari ile Milli Geleneklerde Renkler ve Sari, Kirmizi, Yesil, Ankara, 1997.
(4) Resat GENÇ, "Divanü Lügati't-Türk Müellifi Kasgarli Mahmud'a Göre XI.
Yüzyilda Türk Illerinin Siyasi, Etnik, Sosyal ve Kültürel Durumu", Ankara, 1974.
(5) F.KÖPRÜLÜ, "Bayrak,", Islam Ansiklopedisi, Cilt II.
(6) F.Orhan KÖPRÜLÜ, "Bayrak," Türk Diyanet Vakfi Islam Ansiklopedisi, Cilt V.
1