NEVRUZ BAYRAMI VE KÜLTÜRÜMÜZDEKI YERI
Ahmet Arif TURAN

21 Mart, çesitli kültürlerde baharin veya yeni yilin ilk günü olarak kabul edilir ve "Nevruz" (yeni gün) adiyla kutlanir.
Nevruz, hiç süphesiz herhangi bir kavime özgü veya herhangi bir sinira yahut kültüre hapsedilebilecek bir bayram degildir. Hele hele, herhangi bir nedenle kana, kine sebep yapilabilecek bir kavga günü de hiç degildir.
Nevruz, kesinlikle bir sevinç günü, bir canlanis günü, yasama sevincini ifade etme günü, bir baris, dostluk ve kardeslik günüdür.
Orta Asya'da, Ön Asya'da, Kafkaslar'da, Balkanlar'da, Anadolu'da yasayan toplumlarin hepsinde Nevruz bayrami kutlanmaktadir(1).
Kökeni yüzyillar öncesine dayanan Nevruz'un, Türk kültüründe de çok önemli bir yeri vardir.
Eski çaglardan beri, hemen hemen bütün Türk boy ve oymaklari arasinda Nevruz kutlanmakta ve bugünün adina çesitli senlikler tertiplenmektedir(2).
Eski Türkler'de yilbasi, ilkbaharda, gece ile gündüzün esit oldugu 21 Mart günü olup, günümüzde, Türk topluluklarinda çesitli adlarla kutlanir. Nevruz, Noruz, Navriz, Newroz, Naurus, Ergenekon, Çagan gibi adlar altinda kutlanan bu bayram ile ilgili olarak Türk topluluklarinda çesitli gelenekler meydana gelmistir. Orta Asya'dan Anadolu'ya ve Balkan Türkleri'ne kadar bu gelenekleri ve törenleri tesbit etmek mümkündür(3).
Kirgizlar, yeni yilin ilk gününe "Nooruz" adini vermekte ve bugün "Nooruz Köcö" denilen özel bir yemek yemektedirler(4).
Dogu Türkistanlilar arasinda da Nevruz gelenegi yasamaktadir. Uygur Türkleri de bugünü bahar bayrami olarak kabul etmekte ve bu güne "Novrûz" demektedirler.
Kazaklar'da Nevruz gelenegi yaygindir. Kirgizlar'da görülen Köcö yemegi, Kazaklar'da da vardir. Kazaklar buna "Navrûz Köcö" ya da "Navriz Köce" adini vermektedirler. Bir diger önemli husus da, Kazaklar'in Mart ayi için "Navriz" adini kullanmalaridir(5).
Azerbaycan Türkleri'nde Nevruz bayramina mahalli sive ile "Noruz/Noyruz" denildigi gibi, "Ergenekon Bayrami" ve "Bozkurt Bayrami" adi da verilir(6).
Kirim Türkleri'nde de Nevruz gelenegi yasamaktadir. Kirim Türkçesi'nde Nevruz sözü, "Navrez" seklinde girmis olup, 21 Mart günü bu bayram kutlanmaktadir(7).
Bati Trakya Türkleri'nde, Nevruz gelenegi "Nevris" adiyla bilinmektedir(8).
Çuvas Türkleri'nde "Naurus", Mart ayinda olup, yeni yilin ilk günü anlamina gelmektedir(9).
Osmanli Türkleri'nde de Nevruz sayili günlerden biri olarak kutlanmis, günesin koç burcuna girdigi anda "Nevruziyye" adi verilen bir mâcun veya tatli yemek âdet olmustur. Nevruz münâsebeti ile, sadrazam padisaha donanmis atlar, murassâ silâhlar ve pahali kumaslar gibi, hediyeler verirdi. Bunlara "Nevruziyye piskesi" denilirdi. Nevruz'da divân edebiyati sairlerinin "câize" almak için, büyüklere kaside sunduklarini da belirtelim(10).
Bugün Anadolu'da; Sünni, Alevi-Bektasi, Sii-Caferi, Yezidi, Türkmen, Yörük, Zaza, Tahtaci, Kürt, Çepni, Azeri, vs. gibi, gerek mistik yollara bagli olan, gerekse olmayan topluluklarda, Nevruz, pek yaygin olarak ve âdeta bir bayram havasi içinde, asirlardan beri kutlana gelmektedir(11).
Türk musikisinin en eski makamlarindan biri de "Nevruz" adini tasir. Bunun, bilinen çesitleri sunlardir: Nevruz Büzürk, Nevruz Hicaz, Nevruz Hüseynî, Nevruz Irak, Nevruz Ýsfehan, Nevruz Kûçek, Nevruz Neva, Nevruz Buselik, Nevruz Rast, Nevruz Rehavî, Nevruz Saba, Nevruz Zengule, Nevruz-i Acem, Nevruz-i Arab, Nevruz-i Asl, Nevruz-i Hâra, Nevruz-i Samî, Nevruz-i Sultanî Ussak. Bunlardan Nevruz-i Arab ile Nevruz-i Hâra'nin üç veya dört, digerlerinin en az alti yüzyillik geçmisi vardir. Ancak günümüzde hiç birinden örnek kalmamistir(12).
Öte yandan; Türkler'de Nevruz'un sahis adi, kabile adi, yer adi ve bitki adi olarak da kullanildigi bilinmektedir. Bu adin kullanilmasi dogrudan Türkler'deki ad verme gelenegi ile ilgilidir.
Bu geleneklerden birisi de çocugun dogdugu günün adini almasidir: Bayram, Kadir, Cuma, Ramazan, Recep, Saban, Nevruzgibi. Konumuzla ilgili olarak, Nevruz adini tasiyan tarihi kisilerden; 1295-1297 yillarinda "emir'ül-ümerâ"lik görevine getirilen Gazan Han'in müsaviri Atabeg Nevruz, 1360'da Altinordu Hani olan Nevruz Han, 1408 yillarinda Ýlhanli Ebubekir'in komutani Nevruz, Bayat ve Avsarlarin emiri Emir Nevruz, Cuci ulusuna bagli Mangit kabilesinin beyi Nevruz Mirza, Özbek hanlarindan Nevruz Ahmed Han (1540'li yillar), 18. yüzyilda Ruslara karsi Kazak istiklâl hareketini baslatan Kazak beylerinden Nevruz Bay, bunlardan birkaçidir.
Diger taraftan, Türk boylarindan Kirgizlarin Tayit oymaginin bir kabilesi "Nevruz" adini tasirken, Igdir'in Cennetabat bucaginin Nevruz adli köyünde yerlesik bulunan oymak da "Nevruz" adini yasatmaktadir(13).
Anadolu'da ayrica; Körnevruz (Tasliçay/Agri), Navruz (Yenice/Çanakkale), Navruzlu (Pazarcik/K.Maras), Nevruz köyü (Direkli Bucagi, Yildizeli/Sivas), Navrus Yaylasi (Merkez Bucagi, Yildizeli/Sivas) gibi "Nevruz" adini tasiyan yer isimleri mevcuttur.
Bu arada, Anadolu'nun çesitli bölgelerinde ilkbaharda çikan ve baharin müjdecisi olarak bilinen "Nevruz çiçegi"ni de zikretmek gerekir.
Netice itibariyle; Nevruz'un Türk topluluklari ve komsulari arasinda çok yaygin olarak paylasilan geleneksel bir bayram haline gelmis olmasi, ayni zamanda bu ortak kültür unsurunun evrensellesmesinin de en güzel örneklerinden biridir.


Dipnotlar:
(1) Nevruz ve Renkler (Türk Dünyasinda Nevruz Ýkinci Bilgi Söleni Bildirileri, Ankara 19-21 Mart 1996), Yayina Hazirlayanlar: Prof.Dr.Sadik Tural - Elmas Kiliç, Ankara 1996.
(2) Tarih ve Etnografya Açisindan Nevruz, Rusça'dan Çevirenler: Yildiz Pekcan - Sevinç Öztürk, Ankara 1993.
(3) Genis bilgi için bk. Prof.Dr.Abdulhalûk M.Çay, Türk Ergenekon Bayrami Nevrûz, 3. Baski, Ankara 1989.
(4) K.K.Yudahin, Kirgiz Sözlügü, Ankara 1945, s.496, 585.
(5) Halife Altay, Anayurt'tan Anadolu'ya, Ankara 1981, s.20, 196.
(6) M.Emin Resulzâde, "Nevrûz Bayrami", Azerbaycan, Sayi:24 (Mart 1954).
(7) Mehmet Vahap Yurtsever, "Nevrûz (Navrez)", Emel, Sayi:75 (Mart 1973), s.33.
(8) Abdürrahim Dede, Bati Trakya Türk Folkloru, Ankara 1978, s.123.
(9) H. Paasonen, Çuvas Sözlügü, Ýstanbul 1950, s.94.
(10) Meydan Larousse, "Nevruz" maddesi.
(11) Hayri Basbug, Nevruz, Ýstanbul 1985.
(12) Yilmaz Öztuna, Türk Musikisi, Cilt:2, Ýstanbul 1974, s.77-78.
(13) Prof.Dr.Abdulhalûk M.Çay, a.g.e., s.201-204.

1