F Tipi Cezaevleri


Bazý kesimler niye sadece cezaevlerinin yapýsý ile bu kadar ilgileniyor? Gün geçmiyor ki bir yerlerde; toplantý, yürüyüþ, söyleyiþler, sloganlar veya pankartlar asýlmasýn. Bununla da yetinilmiyor, "koruma-kollama" adý altýnda oluþturulan çeþitli platformlar da çýðýrtkanlýktan geri kalmýyor.

Toplumda insan haklarýný ne pahasýna olsun ihlal edeceksin, sonra "elin cebinde, ýslýk çalarak" gezeceksin. Ne ala demokrasi. "Ýnsan Haklarý" böyle mi korunacak. Nalýncý keseri gibi. Hep bana. Baba yanlýþ yapan evladýný uyarýr. "Ev siyasetine" göre de cezalandýrýr. Hepimizin baþýndan geçmedi mi?

Bütün toplumu ilgilendiren durumlarda ise "cezayý" bizleri temsil eden "Devlet"in hem toplumun huzuru hem de kendi geleceði için tedbir almasý gerekmez mi?

Toplumlarda birlik ve beraberliðin saðlanmasý için herkesin hakkýný da koruyacak yasalar yapýlýr.

Her þeyi yapacaksýnýz sonra da "hak, hukuk" diyeceksiniz. Bu olacak iþ midir? Eðer yapýlan iþ yasada suç ise, bunun yasalardaki cezasýný çekmeliyiz. Bu toplumsal barýþ için gereklidir. Hiç kimse yaptýðý ile kalmamalýdýr.

Suç ve ceza arasýndaki iliþki toplumsal dengeleri korumak için deðil midir? Hani teþbihte hata olmaz derler, yani "hýrsýzýn malýmýzý" çalmasýna izin mi verelim? Yani, "Yavuz hýrsýz ev sahibini mi dövsün?".

Birileri galiba cezaevleri olaylarýnda olduðu gibi menfaatini korumayý veya bazý mihraklarýn doðrultularýný inatla savunmasýný yapmaktadýr.

Adaletin ve insan haklarýnýn savunuculuðu bu mu olmalý ?

Mutlaka hatalar vardýr. Bunlarýn telafi edilmesi yönünün tercih edilmesi gereken yöndür. Toplum olarak, devlet olarak bunlarýn çözümlerini aramalýyýz. Toplumsal iyileþmelerin bir "evrim" süreci içinde olduðunu bilim söylemektedir. Nasýl ki insanoðlunun "kemale" ermesinde geçmesi gereken süre gibi.

Bugünün gündemini bilindiði gibi "F Tipi Cezaevleri" meþgul etmektedir. Koðuþ sistemi ile militanlar üzerinde hakimiyet tesis eden örgütlerin, bunun sarsýlmamasý için F Tipi Cezaevine geçiþ aþamasýnda tutuklu yandaþlarýna direniþ yapýlmasý yönünde aðýr baský uyguladýðý hususu bilinmektedir. Ceza evindeki örgüt militanlarý da bu "havanýn" yarattýðý gerginliðe girmiþ bulunmaktadýr. Çareyi ya cezaevi idaresine sýðýnmakta bulmakta veya böyle bir niyeti olduðu anlaþýlanlara ise cezai uygulamalar gündeme gelmektedir. Nitekim, 14 Eylül 2000 tarihli Sabah Gazetesi'nde, ölüm haberi yer alan, Ümraniye Kapalý Cezaevi'ndeki MLKP örgütü üyesi Çiðdem BUZGAN, mutlaka geçmiþte yaþadýklarýndan piþmanlýk duyarak, içinde bulunduðu çýkmazdan kurtulmanýn çaresine yönelmiþ olmalý.

Örgütün militanýna reva gördüðü "yaþama hakký !!" ve insanlarýn nasýl kullanýldýðý, böylelikle, anlaþýlmaktadýr.















1