BIRLIKTE YASAMA IRADESI!..


"Turkiye; etnik koken ve din ayrimi gozetmeyen tum insanlarin gonullu birlikteliginin ulkesidir. Bir millet olmak icin ayni etnik kimlige sahip olmak gerekmez; ortak tarih ve sosyo ekonomik entegrasyon, ulke ve vatandaslik kavramlari etnik farklardan daha onemlidir. Turkiye'de bir Kurt Istanbul'a giderken, yalniz Kurt degildir, ayni zamanda Turk'tur. Ama Bagdat'a, Tahran'a giderken oyle degildir; sadece Kurt'tur."

Gazeteci Yazar Hasan Cemal tarafindan kaleme alinan "Kurtler" isimli kitapta (Nisan 2003), terorden buyuk acilar cekmesine ragmen, Turkiye'de insanlarimizin "birlikte yasama iradesini" hicbir zaman kaybetmediklerine isaret edilirken, bir millet olmak icin ayni etnik kimlige sahip olmaya gerek olmadigina, ortak tarih ve sosyo ekonomik entegrasyonun, ulke ve vatandaslik kavramlarinin etnik farklardan daha onemli olduguna dikkat cekiliyor;

"Raif Turk, 1949 dogumlu bir Kurt. Yasaminin yirmi yili gazetecilikle gecmis. Maoculuktan hapis yatip cikmis. Hic PKK'li olmamisti Raif Turk. Cunku siddetin, silahin cozum olacagina hicbir zaman inanmamisti...

2002 yili Ekim ayi sonuydu. Bir Diyarbakir aksaminda kebap yiyip raki icerken Kurt aydinlari Behlul Yavuz ve Felat Cemiloglu'yla keyifli bir sohbete koyulmustuk. 74 yasindaki Cemiloglu; 'Benim en cok arkadasim Turklerden' derken, Diyarbakirli is adami Behlul Yavuz da, 'Gecen Agustos ayinda Parlamentomuzun cikardigi yasalar iyi oldu" diyerek, KDP lideri Mesut Barzani ile yasadigi ilginc bir olayi anlatti.

Birkac yil once Kuzey Irak'a gittiginde Mesut Barzani ile Selahaddin'de bir aksam yemeginde birlikte olan Behlul Yavuz, teypten Turkce sarkilar calinca, Irakli Kurt lider Barzani'nin bunlari cok sevdigini ve cok sik dinledigini ogrenmis...

"Kurtler, Turklere cok yakindir" diyen Kurt aydini Behlul Yavuz, ilginc tespitlerini soyle aktarmisti; 'Iran'da Tahran'a giden bir Kurt, Kurt'tur. Yani kendini yabanci hisseder. Cok fazla gitmez, gitmeyi de cani cekmez. Irakli Kurt de oyledir. Bagdat'a gitmez ya da cok az gider. Gidince de Kurt'tur. Cunku, yabancilik, dislanmislik hisseder. Kurt ile Acem arasinda, Kurt ile Arap arasinda boyle bir duvar yukselir. Ama bu Turkiye'de emin ol farklidir. Turkiye'de bir Kurt, Ankara'ya, Istanbul'a giderken yalniz Kurt degildir: hem Kurt'tur, hem Turk'tur. Giderken, ayaklari geri geri gitmez. Hele Istanbul'a, imkani varsa kosa kosa gider. Dislanmislik hissetmez. Yabancilik duymaz. Turk ile Kurt karismistir. Iran'da, Irak'ta oyle degil. Azinliktir Kurtler. Kurt olan, Kurt oldugu icin ornegin Disisleri Bakani olamaz. Turkiye'de olur, kokeni Kurt'mus, degilmis diye bakilmaz. Turkiye'de Kurtler toplum ve devlet duzenine cok daha fazla entegre olmus, dinleriyle, kulturleriyle, hayat tarzlariyla birbirlerine karismislardir...'

Bu durumu, Bagdat'ta en kritik zamanlarda gorev yapmis bir Turk buyukelcisi soyle ozetlemisti; 'Irak'ta Araplar ile Kurtler ayni kaptaki su ve zeytinyagi gibidir. Ne kadar sallarsan salla, once karisir gibi olurlar, ama sonra yine Kurtler yukarida, yani kuzeyde, Araplar da asagida kalir. Turkiye'de Turkler ile Kurtler su ve zeytinyagi gibi degildir; karismisizdir.'
Bu 'karismislik' duygusu, Turk ile Kurt'un ic ice gecmisligi ve yakinligi, ulkemizde PKK'li yillarin cok daha acili ve kanli hale gelmesini onledi. Oysa yasanan siddet ve teror, butun Turkiye'yi bir barut ficisinin ustune oturtmustu. Bir kivilcimla bu barut ficisi patlayabilir, Turkiye kendini Turk-Kurt catismasiyla ic savas benzeri bir cehennemin icinde bulabilirdi. Ama korkulan olmadi. Terorle mucadelede Turkler ile Kurtler arasinda toplumsal bir catisma yasanmadi.
'Birlikte yasama iradesi' Turkiye'de varligini hep surdurdu. Teror orgutu PKK ile mucadele yillarinda, ustunde oturdugumuz barut ficisini infilak ettirmek icin kivilcim cakanlar oldu, ama Allah'tan basariya ulasamadilar.

Behlul Yavuz'un sozu kulagimda; 'Irakli Kurt Bagdat'a, Iranli Kurt Tahran'a gitse bile yine Kurt kalir, kendini yabanci hisseder, fazla kalmaz. Buna karsilik, Turkiye'de Istanbul'a giden Kurt kosa kosa gider. Yabancilik, dislanmislik hissetmez; Istanbul'a gittiginde hem Kurt'tur, hem Turk'tur.'

Diyarbakir'da bir baska aksam Kurt aydini, eski CHP'li Dagistan Toprak da sunlari anlatmisti; 'Ailemle birlikte Diyarbakir'da yasiyoruz. Dinledigim muzigin yuzde 70'i Turkce. Ailemde, evde Turkce konusuluyor. Cocuklar da oyle. Koyden, daha dogrusu topraktan koptun mu, Kurtluk de gidiyor agir agir. Bir yerde Turklesiyorsun. PKK'nin mucadele tarzi, insanlarimizi topraktan kopardi. Koylerimiz bosaldi. Ękinci nesille birlikte Turklestik...'

Sanatci Yilmaz Erdogan da, Milliyet Sanat Dergisi'nde (Aralik 2002) yayinlanan roportajinda sunlari anlatmisti; 'Kurt kulturunden ne aldiysam, Turk kulturunden de o kadar beslendim. Benim kimligimdeki etnik unsurlar, nereden gelmisse, basim gozum ustune demis ve onun uzerine bir hayat kurmus birisiyim. Dolayisiyla icimdeki Kurt ile Turk arasinda herhangi bir problem yok. Olmamistir da. Aslinda Turkiye'de de boyle bir problem yok. Kurtce uzun havadan da, Turkce bozlaktan da derinden etkileniyorum.'

Milliyet Gazetesi'nin 12 Nisan 2003 tarihli sayisinda Taha Akyol imzasiyla yayinlanan kose yazisinda; "Graham Fuller, John Bulloc gibi Turkiye karsiti yazarlar bile, Kurtlerin hicbir ulkede Turkiye'deki kadar entegre olmadigini, Kurtlerle Turklerin buyuk olcude ic ice gectigini belirtiyorlar. Turkiye gibi bir imparatorlugun cocuklarinin bu kadar ic ice gectigi bir ulkede, ic sinirlar cizmek artik kesinlikle imkansizdir. Dolayisiyla Turkiye'de Kurt meselesini 'ayri bir halk' meselesi degil, sirf 'demokrasi meselesi' olarak gormek gerekir. Kaldi ki, bir millet olmak icin ayni etnik kimlige sahip olmak gerekmez; ortak tarih ve sosyo ekonomik entegrasyon, ulke ve vatandaslik kavramlari etnik farklardan daha onemlidir. Ben kendimi Diyarbakir'da hic yabanci hissetmem. Ama, Taskent'te oyle mi? Turkiye Kurtleri de kendilerini Izmir'de, Istanbul'da yabanci hissetmezler. Ama Dohuk'ta oyle mi? Demek ki, etnisiteden daha onemli bir seyler var. Elbette 'etnik kimlik' onemli, ama, ulke, vatandaslik, tarihi beraberlik, sosyolojik entegrasyon, musterek kader gibi kavramlar daha onemli. Turkiye'nin yararina olan 70 milyonun yararinadir" denilerek, dunyanin ve bolgenin yeniden yapilandirilmasi surecinde, demokratik ve laik yapisiyla model ulke Turkiye'de "millet" olabilmenin temel faktorlerine dikkat cekiliyor.

Terorden buyuk acilar ceken Turkiye'nin, bir daha benzer acilar yasamamasi icin tum kesimler, mevcut baris ve huzur ortaminin guclendirilmesine yonelik yurutulen calismalara destek vermelidir. PKK-KADEK yonetimi de, "siddet yoluyla hicbir sorunun cozulemeyecegi gercegi" cercevesinde, orgut kadrolarinin topluma yeniden kazandirilmalari ve demokratik yasama katilmalarina imkan saglamalidir.

1