AİHM’DE APO BÜYÜK BİR YENİLGİYE UĞRADI

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 12 Mart 2003 tarihinde terörist Abdullah ÖCALAN ile ilgili kararını açıklaması sonrasında, basın-yayın organlarına yansıyan ilginç yorumlardan biri,   14 Mart 2003 tarihli Star Gazetesi’nde Saygı Öztürk imzasıyla “AIHM’de Apo Büyük Bir Yenilgiye Uğradı” başlığıyla yayınlandı.

 

AİHM’nin kararının ne anlama geldiğine ilişkin olarak Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan rapordan yararlandığını vurgulayan Saygı Öztürk, kamuoyunun merak ettiği noktalara açıklık getiriyor;

“Terörist başı Öcalan'ın avukatları, Türkiye'nin, Sözleşme’nin toplam 12 maddesini ihlal ettiğini öne sürüp AIHM'ne şikayette bulundu. Mahkeme, bu başvurulardan sadece 3’ünü kabul etti. Mahkeme, Sözleşmenin 6,  5 ve 3.maddelerinin ihlal edildiğine karar verdi. 

Mahkeme buna karşın, terörist Abdullah Öcalan’ın Kenya'da yakalanarak Türkiye'ye getirilmesinin sözleşmenin 5.maddesine aykırı olduğu şikayetini reddetmiştir. Bu hükme göre, kişi kanunda öngörüldüğü şekilde, yasal şartlar altında yakalanarak gözaltına alınabilir.

 

Terörist Abdullah Öcalan, Sözleşme’nin 3.maddesi bağlamında kendisinin İmralı Cezaevi’nde tecrit edildiğini ve cezaevi şartlarının kötü olduğunu iddia etmiştir.

Mahkeme, İşkenceyi İzleme Komitesi'nin kendisine televizyon verilmesi ve avukatlarıyla görüşebilmesi için telefon sağlanması tavsiyesinde bulunduğuna işaretle, bunların kabul edilemez olduğunu belirtmiştir. Mahkeme bu bağlamda, Türk Hükümeti'nin, adı geçenin silahlı bir ayırımcılık grubunun lideri olduğu, bu imkanlardan yararlandırıldığı takdirde örgütün canlanacağı şeklindeki tezine itibar etmiştir. Mahkeme ayrıca, Türk Hükümeti'nin kendisinin hayatının herhangi bir cezaevinde korunamayacağı şeklindeki endişesini de paylaşmaktadır.

Bu çok önemli bir gelişmedir. Çünkü Avrupa Konseyi'nin 2 organı, yani AIHM ve İşkence Komitesi görüş ayrılığına düşmüşler ve AİHM, Komite'nin tespitlerini reddederek, Türk Hükümeti'nin görüşünü kabul etmiştir. Dolayısıyla, Türk Hükümeti gelecekte bu Komite'nin İmralı cezaevi şartlarının kötülüğü, tecrit ve nakil iddialarını bu karara dayanarak reddedilebilecektir.

 

AIHM, adı geçenin avukatlarının sözleşmenin 7, 8, 9, 10, 13, 14 ve 18. maddelerinin de ihlal edildiği doğrultusunda şikayetlerini kabul etmemiş ve bu hükümler çerçevesinde inceleme yapılmasına gerek dahi görmemiştir.

 

Öcalan’ın avukatları tazminat talebinde bulunmamışlar ancak, Mahkeme'nin sözleşmenin ihlalini tespit etmesi halinde, buna ilişkin taleplerinin saklı tutulmasını talep etmişlerdir.

Ancak mahkeme oybirliğiyle, sözleşmenin 3, 5 ve 6. maddelerinin ihlal edilmiş olduğunun tespit edilmiş olmasının yeterli ve bizatihi bir adil tatmin vesilesi olduğuna işaretle, avukatların tazminat taleplerinin saklı tutulmasına ilişkin taleplerini reddetmiştir.

 

Öcalan'ın avukatları Mahkeme'den toplam 485.802.59 Euro avukatlık ücreti talep etmişlerdir.

Mahkeme'ye göre avukatlık ücreti makul olmalıdır. Bu ücret yaptıkları hizmete ve kazandıkları başarıya göre belirlenmelidir. Mahkeme'ye göre, avukatlar Mahkeme'ye hukuki delillerden ziyade, Türkiye'deki Kürtler'in durumuna ilişkin ve her yerden, genel yayınlardan elde edilebilecek bilgiler sunmuşlardır. Ayrıca, avukatların birçok ihlal iddiasında bulunmalarına rağmen, Mahkeme, sadece bunlardan birkaçını kabul etmiştir. Mahkeme, şikayetçinin 14 avukat ve 3 asistanla temsil edilmesini de aşırı ve gereksiz bularak, toplam 100.000 Euro avukatlık ücreti ödenmesini kararlaştırmıştır.

 

Sonuç olarak, sözleşmenin tüm maddelerinin ihlal edildiği iddiasına rağmen, sadece 3 konuda ihlal kararı verilmiş olması, şikayetçi açısından bir başarı sayılamaz.

Ayrıca, Mahkeme'nin şikayetçinin tazminat talebini saklı tutma talebini reddetmesi, son derece dikkat çekicidir. Avukatların salt bu nedenle davayı Büyük Daire'de inceleme talebinde bulunmaları beklenebilir.

Mahkeme'nin, İşkence Komitesi'nin, İmralı'daki cezaevi şartlarının kötülüğü, tecrit ve başka bir cezaevine nakil gibi tespitlerine itibar etmeyerek, Türk Hükümeti'nin tezini kabul etmesi, çok önemli bir gelişmedir ve gelecekte bu konuya ilişkin talepleri önleyecek niteliktedir.

Nihayet, Mahkeme'nin avukatlık ücretine ilişkin değerlendirmeleri, avukatlar açısından istiskal edici (kovumsama, hoş görmeme) ve cesaret kırıcı niteliktedir. Bu mahkemece kendilerine verilen önemli bir derstir.”

1